STEFAN ZWEİG – SATRANÇ

İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.

– S. ZWEIG

Satranç ile karşıt iki yakada olmanın ne kadar zor ve travmatik olabileceğini anlatan ve yarattığı satranç şampiyonu karakteri ile Hitler’e atıf yapan harika yazarın harika eseri.
New York’tan Buenos Aires’e giden bir gemide karşılaşan Dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, zengin bir işadamı ve 25 yıldır satranç oynamayan Dr.B’nin hayatlarının kesişmesini kendi üslubuyla anlatıyor. Gestapo tarafından tutuklanan ve hapis hayatı yaşayan bir adamın tüm o aylara, olmayan satranç tahtası ve taşlarıyla satranç oynayarak meydan okumasını gözler önüne seriyor. Bir nevi deliliği bir nevi eşsiz zekayı anlatıyor.

Bir şarkı dinlerken bazı sözler bizi anlatıyormuş gibi olur ve melodinin içinde kayboluruz ya… Zweig’in kitapları da aynı bir şarkı gibi. Sizinle alakası olmayan bir hikayenin bile bir parçası gibi hissediyorsunuz ve anlatılan karakterlere müthiş bir empati duyuyorsunuz. Kitabındaki karakterlerinin psikolojik tahlillerinin bu denli başarılı sebeplerinden biri de yaşadığı dönemin kişiliğine olan yansımasıdır. Hümanizmi doruklarında yaşayan ve insanlığın bu ürkütücü derecede kötüye giden durumundan rahatsız olan Zweıg’in 2.Dünya savaşının ruhunda yarattığı acı sebebiyle intihar etmesi yazarı daha da önemli kılıyor.
Çok beğenerek tek solukta okuduğum, kurgusu ve anlatımıyla mükemmelliği yakaladığını düşündüğüm, sürükleyici bir hikâyesi var. Sade ve açık bir dil kullanılmış. Bence kitabın ana fikri; delilik ile dahilik arasında ince bir çizgi vardır. O ince çizgiyi yakalamak adına okumanızı kesinlikle tavsiye ederim..

You may also like...

Bir Cevap Yazın