Memleket

 

 

 

 

 

 

 

  Eşiklerde oturan kadınlar vardı benim memleketimde.. Siniyle baklava getirirlerdi gelin telli kızlar. Yaş tarhana yaparlardı darak dalı katarak içine, sırrı da bu ot değil miydi zaten.. Benim memleketimde sarı başak tarlalarında çalışan, buğday tarlalarını kara sabanlarla, traktörlerle süren kadınlar, türkü söyleyen dedeler hani geceleri dinlemeye doyamadığın bin bir gece masalları anlatan nineler vardı.. Yaşlandığında beni bildin mi diye soran Emine teyzeler, kına gecelerinde kasaba pazarlarında satılan yaldızlı teneke bileziklerden takan genç kızlar vardı.. Benim memleketimin yolun iki yarısını saran kavak ağaçları, karışık renkli çiçekleri, kuşları, papatyalardan saçına taç yapan, temiz hava da oyun oynayan, buz gibi olukta akan su ile birbirini ıslatan masum suratlı, mağrur bakışlı, kırlarda şuursuzca koşan, utangaç çocukları vardı..! Pahalı oyuncağa gerek yoktu, çocukların en güzel oyuncağı bazen gölet, bazen çamur, bazen el arabasıydı.. 

  Koyunlara, ineklere kaval çalan çobanlar, köy kahvesinde çay yudumlayan amcalar, horoz sesiyle uyandığın sabahlar, sabahın en erken saatlerinde kahvaltı hazırlayan anneler, anneanneler, babaanneler vardı. Bayram sabahlarında heyecanla uyandığın günler, büyüklerden aldığın, içinde harçlık olan mendiller vardı.. Gün doğumu ayrı gün batımı ise apayrı manzarası olan tepeler vardı..! Bulutlara en yakın olduğunuz anlar olur ya hani eğer Kızsini Köyü’ne gelmişseniz sadece ayak uçlarınıza basarak yetişebilirsiniz bulutlara ve gökyüzünün sonsuzluğuna… Bulutlara ulaşmak bu kadar kolaydı bu köyde işte. Eski tahta konakları, teneke evleri, evlerin içinde yürürken gıcırdayan zeminleri vardı. Her evde un evi bulunurdu kiler olarak kullanılan. Odunluk vardı içinde gıcılar, odunlar, çalı çırpılar olan, kışın, karın ayazında sıcacık ısıtan sobalarda yaktığın, ısınırken üstünde ekmek kızarttığın, çay demlediğin kestane ve patates közlediğin zamanlar, geceleri gaz lambası eşliğinde edilen sohbetlerin verdiği paha biçilemez bir keyif vardı. Ormanlarında mantarlar olurdu; kanlıca, tellice, koç mantarları..

  Geceleri akşam 7’den sonra dışarı çıkamazsın Daday Kızsini Köyü ‘nde rüzgar alır, saçlarınızı savurur, karanlık düşer taşlı yollara, ıssızlık çöker ormanlarına soğuk içinize işler adeta. Gündüzleri kuşburnu, böğürtlen toplarsınız bahçelerinde ağaçlık alanlarında ellerinize eldiven geçirerek çünkü dikenlidir bu köyün kuşburnuları fakat tadını dünyalara değişmezsiniz, değişemezsiniz. Kan kırmızısı olur, damakta tat bırakır, kışın hastaysanız eğer ayağa kaldırır. Ya ceviz ağacının gölgesi, gölgesinde kurduğun hayaller, unutulmayan vakitler.. Şivesi, yöresel yemekleri, köyde her haneye verilen isimleri ünlüdür benim memleketimin. Ve bu köy halkının sıcacık oluşlarına, daima buram buram huzur veren gülen yüzlerine, misafirperverlik ve içtenliklerine hayran kalırsınız, en kısa zamanda tekrar gelmeyi hayal ederek, bu sevimli köyden daha uzaklaşmadan özlemeye başlar o efsun manzaraya sahip evlerine el sallayarak yol alırsınız.

[Toplam:3    Ortalama:5/5]

You may also like...

Bir Cevap Yazın