İÇİMDEKİ KIŞ

             Kış mevsimini sevmem ben, soğukluğu.. Soğuk hava, soğuk yüz, soğuk bakış, soğuk kelâm ve hatta hüzün işleyen, sıkıntı veren ne varsa.. Kar ışığını severim ama o ayrı. O güzelim kış sabahı, perdeyi sıyırdığında yüzüne vurur ya soğuk havanın sıcak ışığı, işte o bir özlem zaman zaman içimde.

            Küçükken kızağa binmeyi sevmezdim, eğlenmek için sıkıntı çekmek bana göre değildi taa o zamanlardan beri. Üşürdüm çok, parmak uçlarım buz tutardı.. mutsuzlaşırdım. Bana göre eziyetten başka bir şey olamazdı tüm bunlar, eğlenen akranlarımın mutluluğuna karışmışken bile. Ve hep kaçınırdım kış mevsimi eğlenmekten veya eğlenemediğimi hissetmekten. Şimdi şöyle bir geriye çevirip yönümü, bu zamanıma dek seyrettiğimde görüyorum ki hüzünden kaçışım, tedirginliğim o günlerden beriymiş. Tabi büyüdükçe hüznün, sıkıntının tanımları şekilde değiştirmiş o aşikâr amma ben yine aynı ben, bir sürülüğüme rağmen. Kaçmalarım yine aynı. Gizlenişim ona keza..

            Şimdi sık sık kendimi şu sorguda buluyorum. İnsan neden gizlenir kendinden? Sizin hiç oldu mu kendinizden gizledikleriniz, içinizden dahi sustuğunuz? Benim susup gizlediğim şey gözyaşı. Çünkü gözyaşı, zayıflıktı zihnimde. Acizlikti. Pes etmekti, yenilmekti.. Güçsüzlüğümü hep içime akıtmak isterdim, kimseler görmesin; bilmesin. Yabancı bakışlardan uzak bir dünya var olsun içimde, sadece benlerimle olayım isterdim.

            Nasıl da hapsetmişim kendimi.. Oysa ağlamak ferahlatmaktı yüreği. Bunu öğrenme fırsatı vermemişim kendime. Gizlendikçe yabancılaşmışım kendime, sevmediğim o kışın soğuğuna dönmüşüm farkında olmadan. “Ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.” der bir Kızılderili atasözü. Gönül yüküne hamallık etmenin bir faydası yok. Bu yüzden kaçmamalı insan özünden, kendinden, içindeki sesten. 

Kaçmadan, bıkmadan kendi kışını hakkıyla yaşayanlara..

Sevgiyle kal ♥

EMEL PEKUZUN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir