Modern Dünyada Gündelik Hayat

Orta çağ Avrupa’sı, yavaş yavaş içinde bulunduğu karanlık tünelin ucundaki ışığa doğru (dönemin iktisadi ve felsefi akımları sayesinde) ilerliyordu. Ama ilerlemek bir hayli zordu, çünkü kast sistemine benzer bir sistemin içinde, bu ışığa ilerleyiş bir hayli meşakkatli ve engellerle doluydu. Sınıfsal farklılıkların içinde, kategorik yaşam biçimlerinin değişmediği bir çağ, ekonomik anlamda küçük atölyelerin ve çiftçilikle uğraşan kesimin, üst tabakayı doyurduğu bir sistemin varlığını görmekteyiz.

Sanayi devrimine kadar küçükte olsa, damlalar göl oldu, deniz oldu, baraj oldu, taşma noktasına geldi ve sonunda duvarlar yıkıldı. Yıkılan baraj duvarları insanları karanlık tünellerden aydınlığa çıkardı. Aydınlık derken tamda iyi anlamda bir aydınlık demek için, tarihi süreç analizi yapmakta büyük yarar görüyorum. Sanayi devrimiyle birlikte küçük atölyelerin işçileri ve çiftçi işçiler büyük fabrikaların işçilerine dönüşüverdiler. Bu döneme kadar iletişim, haberleşme, etkileşim ve ulaşım gibi unsurlar insanların yaşadıkları belli bir çevre ile sınırlı bir yaşam alanıydı.

Bu büyük fabrikaların kurulması, işçi sınıfının tek tipleşmesi, sanayi kentlerinin kurulması, iletişim ve teknolojik araçlarının icat edilmesi ve kullanılması, kapitalizmin ilk ayak seslerinin bu dönemde duyulduğunu bize göstermektedir. Teknolojik araçların gelişmesiyle birlikte artık insanlar gündelik yaşam çevrelerinin dışında olan olaylardan da haberdar olmaya başlamışlardır. Kapitalizmin ilk temellerini orta çağ karanlığından gelen soyluların ve zenginlerin burjuva maskesi takarak, bu sistemi yeni dünya düzeninde devam ettirdiklerini görmekteyiz.

Büyük fabrikaların kurulması ve buna paralel olarak kentleşmenin de artması, büyük insan kitlelerinin bir arada yaşamalarına olanak sağlayarak, insanların birbirleriyle daha fazla etkileşimde bulunmasını sağlamıştı. Kent (Şehir) yaşamıyla birlikte insanlar birbirlerinden etkilenmeye ve toplumsal yaşam temellerini atmaya bu dönemde başladı. Bu sayede nüfus artışı ve kentleşme, ulaşım olanaklarının gelişmesi, işçi kapasitesi artışı ve kitlesel üretim gibi gelişmeler hız kazanarak devam etti.

Bu dönemde büyük fabrikaların karları ülke çıkarlarını, bu fabrikaların daha fazla kar etmelerini sağlayacak şekilde politikalar benimsemelerine ve fabrikaların çıkarları ülkelerin çıkarları haline dönüşmesiyle birlikte ham madde arayışları artık ülkeler çapında gerçekleşti. Ham madde arayışları ülkelerin sömürü politikaları benimsemelerine ve başka ülkeleri sömürmelerine neden olmuştur.

Bu dönemde sömürü arayışında olan ülkeler karşı karşıya gelerek, 1.ve 2. Dünya savaşları dediğimiz yıkıcı durumları ortaya çıkardı. Bu savaşlar sonucunda milyonlarca insan ölmüş ve kapitalizm bir kez daha kazanmıştı. Bu dönemde yapılan iyileştirme ve devrim hareketleri, kapitalizmin gücü karşısında etkisiz ve başarısız sonuçlar doğurdu ve kent hayatı kapitalizmin üzerine inşa edilerek yaşanmaya başlandı.

Reklam bu dönemde yönlendirme aracı olarak kullanılarak, toplumları yönlendirme ve terörize ederek iktidar çıkarlarını gözetme, hizmet etme, toplum çıkarları ve insan haklarının buna feda edilmesi durumu da iktidar sahipleri tarafından uygulanmaya çalışıldı. İktidar sahipleri bu yolla terörize olmuş bir toplum yapısı oluşturarak, karşıt düşüncelere tepki olarak kitlesel bir toplum baskısı yaratma ve farklı toplumları sindirme amaç edinilmiştir.

Terörize olmuş bir toplum haline gelme tehlikesiyle karşı karşıya gelmiş durumdayız. Bu asırdaki mevcut toplum dediğimiz bireyler, önceki asır toplumlarıyla iletişimin olmayışı nedeniyle bihaber bir şekilde yaşantısını sürdürürken, bir asır sonraki toplum ise bugün mevcut olan terörize olma tehlikesiyle karşı karşıya olan toplumun değerlerini, kendi gündelik toplumsal yaşantılarına uyarlama tehlikesi, dünya toplumlarını giderek daha da olumsuz toplumsal değerlere sahip bireyler olarak ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır.

Bunun sebebi ise reklam yoluyla ve buna benzer iletişim kanallarıyla meydana gelmektedir. Her asır toplumlara katılan yeni değerler ortaya çıkmaktadır, bu yeni değerlerin kırılma noktası XIX. ve XX. yüzyıl olmuştur. Bu evrensel dönüm yüzyılları, gelecek asırlara yön vermenin temelini oluştururlar. Örgütlenmeden iletişime, küreselleşmeden teknolojik gelişmelere kadar birçok yenilik düşünce ve toplumların entegrasyonu, bu yüzyılların olağan gelişmeler hakkında değil de bir hızlandırılmış sürecin ürünü olduğunu bize göstermektedir.

Hızlandırılmış süreç içinde doğrular yanlış, yanlışlar doğru olarak gündelik hayatın modern teknikleriyle entegre edilmesi ve toplum değerleri diye toplumların sindirilmesinden dolayı modern dünyanın değerleri, gündelik yaşamın yanlışlıkları içinde eriyip günümüz toplumlarının kusurlu işleyişine bizi getirmektedir. Bu değerlendirmelerin dışında daha birçok farklı yönden ele alınması ve değerlendirilmesi gereken, bugünkü toplumların temellerine inen ve kuruldukları toplumsal değerleri dile getiren ve mutlaka okunması gereken bir eser…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir