Karanlığın Ardındaki Işık

Kararsız kalmamalı insanlar, kararsızlığa sürükleyen nedenler yaşamamalı. Göz göre göre acıya katlanacağını biliyor olsa da mutluluğa ramak bırakmalı. İçeriye giren o güneş ışığı hiç kaybolmamalı. Ufacık bile olsa gözüne değmeli bakmak için çabalamalı. Her zorluk sabırdır, sabrın sonu seni selamete çıkarmaz mı? Dayanmalı, başın sıkıştığında o aklını kurcalayan olaylara duvar gibi karşı koymalısın. Yıkılmadan dimdik durmayı öğrenmeli insan, bu açı-toku, zengini-fakiri, dertlisi-dertsizi olan Dünya ‘da. Bazen öyle kötü anlar geçiriyorsun ki kaçacak oluyor, zorluklar karşısında o sert mizahını koruyamıyorsun. Ne yapman gerektiğini gerçekten bilmiyorsun.. Sonra… Sonra her şey üst üste geliyor. Durmak bilmiyor, bitmiyor.

    Bir bakıyorsun her şey siliniyor. Yolunun aydınlığına yardım eden deniz fenerleri bile yanmıyor artık. Göz gözü görmüyor. Dar sokaklar karşılıyor, çıkmazlarla bitiyor sonları. İçnin yorgunluğunu bile atmana izin vermiyorlar. Çareler aramaya başladığında yolların hiçbirine bu çareler fayda etmiyor. Faydasız olan bu çareler içinden bile seçmek zorunda kalıyorsun birini. Zaman ilerlemiyor, kapısı olmayan kafes gibi oluyor hayatın. Çelimsizleşiyor. Yüzündeki tebessüm, gözlerindeki ışıltı, gamzelerindeki çukur siliniyor yavaşça. Terk ediyor seni istemeyerekte olsa. Yüreğinin güzelliği hep duruyor; ama karanlık yollar sarmış etrafını önünü göremiyorsun. Karanlıklar nedense aydınlanmıyor, söylenmeye başlıyorsun. Sakın isyan etmeyesin, izleniyorsun! Söylentilerinin yolu bile güzel yüreğinden geliyor, varıp çıkıyor dilimizden. Ya tatlı su bırakıyor ya da acı suyu içiyorsun yine damla damla. Hele ki bu duygular iç çekişlerle doludur. Söylemek isteyipte söyleyemediklerimizle. Buram buram kokar ya en sevdiğiniz şey (duygu, kişi, nesne vb. ) sadece kokar. Çekemezsin ki içine kalır kursağında geçmesi hem yasaktır, hem de zordur. Yalnız yaşamak istersin o duyguyu hissederek ve hiç gitmesin diye. Gitmemesi gerekir; çünkü korkmaya başlarsın. Bulduğun bu en tatlı duygunun elbette yok olmasını istemezsin. Çünkü en güzel duygular? onda bulur, bir dalda aynı papatya olmak ve hiç koparılmamak istersin. Hayat bu biliyorsun seni nelerden kopardı şu yaşına kadar, bunu da alacak senden. Alıyor, belki de aldı. Fark edemiyor insan bazen ne yaşıyorum demiyor. Neyi kucaklaman gerekiyor biliyorsun; ama sana engel olan çok şey var. Uzak durmak lazımsa eğer duracaksın. Çünkü Cennet ‘in bir bileti vardır. O biletle sevgi durağında beklersin. O durak hep doludur sevgiye ihtiyacı olan insanlarla. İnsanı güzel yapan, insana güzel baktırandır o.

    Hayatın içindeki yaşamlar ne çetrefilli zorluklardan geçiyor. Çoğu hayıflanmalara temas ediyoruz. Tüm bunlara rağmen yaşıyorsak, bugün de olmadıysa istediğimiz, belki yarında olmayacaktır. Mutsuz mu olmalıyız? Hayır. Kendinize güvenin, yaşayabildiğimiz için bile mutlu olmalıyız. Sabretmeli ve inanmalıyız hayalini kurduklarımız için.

      Solmadan resimler, sislenmeden şiirler, islenmeden geceler, o hazin sesi dinlemeden bırakma bu yaşadığın hayatı. Hayatının her zerresi özlemdir unutma. Özlem ise tek yönlü bir yoldur işte. Bakarsın ardına kalbinde hüzün şarkısı kırılır; ama ne olursa olsun bitip tükenmeyen umudun vardır. Uzak dağlarda gökyüzünü süsleyen gözler vardır elbet. Ararken o gözleri ırmaklara dök derdini, rüzgârlara dök. Özlem, bir yağmur gibi yağar her gece ve yüreğimize bırakılan o kutsal ışık için daima gülümse

Kübra Nur HAYTA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir