Bilim Adamlarının Uğraştığı İlginç Konular

Bilim adamlarının yüzyıllardır tartışmış “tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan çıkar” çıkmazına dünyanın her kesiminden insanlar katılmış ve bu sorunun cevabı yıllardır çelişkide kalmıştı. Son günlerde bilim adamları cılız bir sesle, bu tartışmaya son noktayı koyduklarını kamu oyuna açıkladılar. “Önce yumurta vardı.” dediler ama bu tartışma bence yıllarca devam edeceğe benzer. Son yıllarda yine bilim adamlarının: “Tembel insan mı çok yaşar yoksa aktif insan mı?” tartışması içine girdiler. Hemen bilimsel deneylere başvurdular. Bazıları tembel insanın daha çok yaşadığını savundu ve geçerli tezleri şunlardı: Tembel insan vücudunu bir tempoya ayarlamış ve bu tempoyu hiç bozmuyor ve organları fazla yıpranmıyor, ağır işler yapmadıkları için eklemlerine fazla yük binmiyor ve eklemlerinde hasar meydana gelmiyor. Kalbini yine aynı şekilde fazla yormuyor, boş vermişlik had safhada olduğu için stresten uzak duruyorlar ve bu yüzden daha fazla yaşaması gerektiğini savundular. Aksini iddia eden kesim ise: Aktif insanın daha fazla çalışarak aldığı besinin vücutta yakılmasını kolaylaştırdığını ve tehlikeli yaşlanmanın önüne bu şekilde geçtiğini, devamlı yüksek tempoda olduğu içinde kaslarının daha kuvvetli olduğunu ve hastalıklara karşı vücudunun daha dirençli olacağını savundular. Yapılan bilimsel denemelerden çıkan sonuç, ikinci tezi savunan bilim adamlarının haklı olduğunu ispatladı. Evet aktif insan, tembelden daha çok yaşıyormuş. Son olarak ta yine bilim enteresan bir konuyu tartıştı. Bu bilim adamlarının başka işleri yok mu da bu işlerle uğraşıyorlar diye aklımızdan geçirebiliriz; ama onların beyin yapıları bu konular için yaratılmış ve beyinleri devamlı bu sorulara cevap arıyor ve bir konunun bilimsel olarak ispatlanması lazım. Bilimin tek doğrusu da budur. Karşıt görüşler olmaz ise insanoğlu doğruyu nasıl bulur? Son tartıştıkları konu: “Yağmurlu bir havada iki kişi, bu iki kişinin de boyu ve kilosu, üzerindeki giydikleri elbiselerde aynı, belli bir mesafede yağmur altında, o mesafeye koşarak giden mi çok ıslanır? Yoksa yine aynı rutin yürüyüşünü hiç bozmadan yürüyen mi?” Tabii yine karşıt görüşler hemen ortaya atıldı. Bazıları koşan insanın dezavantajlarını ortaya koydular. Bu görüşler şöyleydi: Koşan kişi, koşarken uzun adımlar atmak ve kollarını da sallamak zorunda, bu hareketler sırasında yağmurun üzerine düşme alanını arttırdığını ve yere her hızlı bastığında yerdeki birikmiş suların üzerine sıçrayacağını savundular. Evet zaman olarak avantaj kazanabilir; fakat öbür dezavantajlar bu avantajı lehine çevirmesine yetmez demeyi de eklediler. Diğer grup: Yavaş yürüyenin zaman olarak daha fazla ıslanacağını; fakat adımlarını yavaş attığı için yerden sıçratacağı su miktarını azaltacağını ve bacaklarını, kollarını koşarken ki gibi ileriye ve geriye atmayacağı için yağmur damlalarının hedef bulmada fakir kalacağını savundular. İşin kolayı denemeyi pratiğe döktüler ve iki kişi üzerindeki tartıştıkları konuyu uyguladılar ve kişilerin üzerinden çıkan elbiseleri hassas terazilerde tartışlar.  Birisinin üzerindeki elbise daha ağır çıktı. Sizce bu hangi kişi olabilir yürüyen mi? Koşan mı?

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir