Zihinlerin Çatışması

0

“Hayat ince bir ip üstünde yürümek gibidir.” Bu sözü ilk duyduğumda bir anlam yükleyemedim, neden hayatı ince bir ip üstünde yürümek gibi yaşayalım ki! Neden tercihlerimizi, kararlarımızı, önceliklerimizi ve yaşam tarzımızı ince bir ip aralığı kadar daraltarak yaşayalım ki…

Aslında aldığımız her kararda, öncelikle sonuçlarından tedirgin olsak da olmasak da düşünürüz. Eksilerini, artılarını, bize neler katacağını kendi fikir dünyamızda değerlendirmeye tabi tutarız. Aldığımız her karar, uyguladığımız her davranış ve kendi hayatımıza kattığımız her olay, soyut düşünce dünyamızın bize yansımasından ibarettir.

Zor olanın hep yaşamak olduğunu zannederiz. Ama öyle değil, zor olan düşünmektir, doğru düşünmektir. İşte insan için asıl zor olan düşüncelerimizi ve kararlarımızı uygulamak değil, zihin dünyamızda nasıl yaşayacağımıza karar vermektir.  Bu noktada insanoğlu hayatı zihin dünyasında ( sarayında) kurgulayıp ondan sonra hayatına uygulamaya başlaması gerekir.

Bu kurgu noktası sanıldığı kadar kolay bir soyut uygulamadan ibaret değildir.  İnce bir ip üstünde yürümek gibidir. Hayat, sadece dış dünyadan ibaret değil, hayallerimiz, hedeflerimiz, rüyalarımız, ilerisi için kurguladıklarımız kısacası zihin içinde bulunan her şey hayatı temsil etmektedir.

İnsanoğlunda iki zihin bulunmaktadır. (Mantıksal zihin ve Duygusal zihin) Hayatımıza uyguladığımız düşüncelerimizin karar aşamasında, bu iki zihin sürekli çatışma halindedir. Biri diğerine daima üstün gelmek ister. Arkadaş çevresinde veya aile üyelerinizden birinin herhangi bir konu hakkında “çok karasızım” dediğini duyarsanız bilin ki içerde zihinler (Mantıksal, Duygusal) çok şiddetli bir şekilde muharebe etmektedirler.

Kazanan zihin bizi yönlendirir, hayatımıza yön verir. Bizde hayatımızı kazanan zihne göre şekillendiririz. Ama önemli olan kazanana göre yaşamamız değil, doğru olana göre yaşamamızdır. Çünkü her kazanan düşünce (zihin) doğru değildir. Bu yüzden elimizden geldiğince, bizi kararsız olaylarla yüz yüze bırakacak olgulardan uzak durmamız gerekmektedir. Daima kazanan biz olmalıyız, bunun için alınan her doğru karar daima bizim kazanmanıza hizmet etmektedir.

Şimdi gelin bu açıklamaların sonucunda, yazının başında söylediğimiz cümle ile alakalı olan noktasına vurgu yapalım. Hayatımıza yön veren düşünceler, aynen ince bir üstünde yürürken o an aldığımız kararlarla bizi yönlendiren düşüncelerle aynı tepkiye sahiptir. Çünkü bizim o ince ip üstünde yürürken, kararlı ve kendinden emin bir şekilde karşıya varmamız sonucunda olduğu gibi, hayattaki yaşantımızda da kararsızlıklara yer vermeden, kendinden emin ve özgüven sahibi bir birey olarak kararsızlık esintisi barındırmayan düşüncelerle hayatımıza yön vermeliyiz.

Düşünce dünyamız yaşadığımız dünyadan kat ve kat daha büyüktür. Keşfedilecek binlerce, milyonlarca bilgi bulundurmaktadır. Kendi dünyanızın mucidi olun, bir keşifçi edasıyla zihin dünyanıza ve yaşamınıza ışık tutun…

Kararsızlardan değil, daima kazananlardan olun.

Yusuf  B.Aymaz

Leave A Reply