Simon Sinek: Neden İyi Liderler Sizi Güvende Hissettirir ?

0

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

İyi bir lider nasıl olur?
Yönetim kuramcısı Simon Sinek, iyi bir liderin, personelini emniyette hissettiren, çalışanlarını güven çemberi içine alan biri olduğunu iddia ediyor. Ancak güven ve emniyet yaratmak, özellikle de istikrarsız bir ekonomide büyük bir sorumluluk almak anlamına geliyor.

Simon Sinek ‘in bu muhteşem konuşmasından satır başları;

New York şehrinde Next Jump adında bir şirketin, bir teknoloji şirketinin genel müdürü olan Charlie Kim ‘in yaptığı tespit şöyle: 

 

“Ailenizde zor bir dönem geçiriyorsunuz diye çocuklarınızdan birinden vazgeçmeyi hiç düşünür müsünüz?” 

  Hiçbir zaman yapmayız. Öyleyse neden organizasyonumuzdaki insanları işten çıkarmayı düşünürüz? Charlie, hayat boyu istihdam diye bir politika uyguladı. Eğer Next Jump ‘da işe girerseniz, performans meseleleri yüzünden işten atılmazsınız. Aksine, eğer bir sorununuz varsa size koçluk yapıp destek vereceklerdir. Tıpkı okuldan eve C alarak gelen çocuklarımızdan birine yapacağımız gibi. Ancak bu tam tersidir. Aşırı maaşlara ve bonus yapılarına sahip bazı banka genel müdürlerine karşı, bu kadar çok insanın böylesine derin nefret, öfke duymasının sebebi budur. Rakamlardan dolayı değil. Liderliğin gerçek tanımını ihlal ettikleri için. Kökleşmiş toplumsal sözleşmeyi ihlal ettiler. Biliyoruz ki, kendi çıkarlarını korumak için çalışanlarının feda edilmesine göz yumdular veya daha kötüsü kendi çıkarlarını korumak için çalışanlarını kurban ettiler. Bizi böylesine inciten budur, rakamlar değil. 

  Eğer Gandhi ‘ye 150 milyon dolar bonus versek kimse kızar mı? Mother Teresa ‘ya 250 milyon dolar bonusa ne dersiniz? Bununla ilgili bir sorunumuz var mı? Kesinlikle yok. Kesinlikle yok. Büyük liderler rakamları kurtarmak için çalışanlarını hiçbir zaman feda etmezler. Çalışanlarını kurtarmak için seve seve rakamlarını feda ederler. 

   Ortabatıda Barry-Wehmiller adında büyük bir imalat şirketi işleten Bob Chapman, 2008 ‘de durgunluk yüzünden çok etkilendi ve bir gecede siparişlerinin yüzde 30 ‘unu kaybetti. Büyük bir imalat şirketinde bu çok önemli bir olaydır ve artık mali güçleri işgücü havuzlarına yetmiyordu. 10 milyon dolar tasarruf etmeye ihtiyaçları vardı, bu yüzden günümüzde pek çok şirketin yaptığı gibi yönetim kurulu biraraya gelip işten çıkarmaları tartıştı. Bob buna karşı çıktı. Gördüğünüz gibi Bob insan sayısına inanmıyor. Bob kalp sayısına inanıyor ve kalp sayısını kolayca azaltmak çok daha zordur. Bu yüzden çare olarak izin programını buldular. Sekreterden genel müdüre, her çalışan dört hafta ücretsiz izin almaya mecburdu. İstedikleri zamanda alabilirlerdi ve hepsini birarada almak zorunda değillerdi. Ancak Bob ‘un programı anons etme şekli çok fark yarattı. “İçimizden birinin çok acı çekmesindense hepimizin birazcık acı çekmesi daha iyidir.” dedi ve moral yukarı fırladı. 20 milyon dolar tasarruf ettiler. En önemlisi, beklendiği şekilde insanlar kendilerini güvende ve organizasyondaki yönetim tarafından korunduklarını hissettiklerinden doğal reaksiyon güven ve işbirliği oldu. Tamamen kendiliğinden, kimsenin beklemediği şekilde insanlar birbirlerine yardım etmeye başladı. Daha fazla yük almaya gücü yeten daha az almaya gücü yetene yardım etti. İnsanlar, iş arkadaşı sadece üç hafta alabilsin diye beş hafta ücretsiz izine ayrıldı. Liderlik bir seçimdir, rütbe değildir.

  Organizasyonların en üst seviyelerinden birçok insan tanıyorum ki kesinlikle lider değiller. Makam sahibiler ve dediklerini yapıyoruz çünkü üzerimizde otoriteleri var. Ancak onları izlemiyoruz. Bazı organizasyonların alt kademelerinden birçok insan tanıyorum, hiçbir otoriteleri yok, ancak kesinlikle liderler. Bunun nedeni sol yanlarındaki insanı gözetmeyi seçmiş olmaları ve sağ yanlarındaki insanı gözetmeyi seçmiş olmalarıdır. İşte lider budur. 

  Harekât alanındaki bazı deniz piyadeleri hakkında bir hikâye duydum. Deniz piyadelerinin âdeti olduğu üzere subay en son yemek yedi ve adamlarının ilk önce yemesine izin verdi. Yemeklerini bitirdiğinde ise onun için yiyecek kalmamıştı. Savaş alanına geri döndüklerinde o da yiyebilsin diye adamları ona kendi yiyeceklerinden getirdiler, çünkü orada böyle olur.

   Onlara lider deriz, çünkü önce giderler. Onlara lider deriz, çünkü kimse almadan önce riski onlar alır. Onlara lider deriz, çünkü fedakârlık yapmayı seçerler ki birlikte olduğu insanlar güvende ve korunaklı olsun, o insanlar kazansın. Böyle yaptığımızda doğal tepki insanların da bizim için fedakârlık yapmaları olur. 

   Liderlerinin vizyonun gerçekleştiğini görmek için kan, ter ve gözyaşlarını vereceklerdir.
Onlara “Bunu neden yaptın, o insan için neden kan, ter ve gözyaşlarını verdin?” diye sorsak
hepsi aynı şeyi söylerler:
“Çünkü onlar da benim için yaparlardı.” 

  Hepimizin çalışmak istediği organizasyon bu değil mi?

                                                                                                                                                                           Saygılarımla
                                                                                                                                                                         Mehmet ŞENEL

Leave A Reply