Jüpiterin hikayesi-2

0

1474493676677

Çılgınlar gibi geziyordu özet olarak bu. Evet onun hakkında yazacağım en uzun ve tek cümle yalnızca ‘çılgınlar gibi şehir şehir, sokak sokak geziyordu.’ Evlerimizden, iş yerlerimizden, onun yerinde olmak için birkaç dua ediyoruz hepsi bu 🙂 Gezginliğin en zor yanı gözlemlediğim kadarı ile arkamızda birilerini bırakmak. Kalanlardan çok, onların gözlerinin yolda kalması bu işin kötü yanı.

Ama içinde yolların ne getireceğini merak eden his hep var olduğu sürece; müptelası olunmuş doğadan, organik yaşamın tadından, kampın huzurundan, rüzgarın sesinden nasıl vazgeçilebilir ki? Şöyle demişti konuşurken “yol bana diğer insanları getiriyor”. Peki özet olarak nasıl biri bu fotografkokan adam; yaşam olarakta sadeliği seçmiş, marka tutkunu olmayan, kıyafet ve büyük maddi beklentileri olmayan biri. Hadi bakalım ellerimizle bir vicdanımızı yoklayalım bizde büyük fedakarlık yaparak çoğu zevklerimizden vazgeçerek, motorbisiklet, otostop, bisiklet alınmış tek gidişlik bilet ile yolculuğa çıkıp, doğaya karışabilir miyiz? Evet dediğinizi duyar gibi oluyorum ve şahsımda olmak üzere sadeliğe gönül vermiş ve verecek olan tüm okuyucu dostlarımı ‘doğaya’ davet ediyorum.

Ürünlerin ikinci el yada “atma ver” kampanyası ile yürütülen projelerden daha kaliteli ve benzer ürünlerini bulabiliyor.

-Marka ile aran nasıl ?

-Marka takıntım yok. Marka inancım da  yok. Bunlar benim nazırım da birer tuzak, av-avcı arasındaki bir düzenek. Ama beğendiğim bir ürünü eğer elimden gelen bir şey ise kendim yaparım. Kıyafet, ayakkabı, çanta ya da herhangi bir ihtiyacım ise bunu karşılamak için çeşitli projeler var. Örneğin “Atma ver” gibi geri dönüşümlü eşyaları ya da ikinci el eşyaları alıp kullanıyorum.

-Mesela üzerimdeki kot pantolon Colins ama hiçbir ücret vermedim kullanmayan biri ilan vermiş ve hiç giymemiş bile, bende aldım.

Aslında Jüpiter’in dediği gibi yaşamımıza tam olarak bunu uydurabilsek ya da bu yaşam tarzına bizde uyum sağlasak. Çöpe atmak için karton kutularda, yatak altlarında bekleyen, gardıroplarımız da eskimeye yüz tutmuş eşyalarımızı geri dönüşüm ile başkalarına göndersek; hem ihtiyaç sahipleri yararlanır hem de sade bir yaşama kavuşmuş oluruz. Öyleyse hepinizi bu etkinliğe davet ediyorum.

İzmir Buca’da doğup büyümüş Jüpiter ama esasen soyları Mekke Araplarına dayanıyormuş. Burcunu merak edenler varsa kendisi Kova burcu.

-Yollara düştüğü zaman en sık rastladığın şey ne ?

-Çevirme. Aşırı derecede çevirme. Polis. Jandarma. Beni yolda otostop çekerken gören herkes sanırım polise jandarmaya haber veriyor sağ olsun onlarda mesafemi uzatmayıp kısaltıyorlar:). Yarı yola kadar bir şekilde eşlik ediyorlar. Ülkemizde aranan bir seri katile mi benzetilmedim, patlamalar sık oluyordu o zamanlarda da çok aramalara takılmıştım. Ama buda güzel bir şey alınan önlem tedbirler ve vatandaşların bu tip şeyler karşısında ne kadar duyarlı olduğunu gördüm. Yeni insanlar tanıdım. Şikayetçi olduğumu söyleyemem.

-Yaptığın en duygusal yolculuk yada sende iz bırakan yolculuk hangisiydi?

-“Erkan abi”. Aldı beni erkan abi. Nereye gidiyorsun dedi. Sen nereye ben oraya dedim. Bursa Gölyazı köyüne doğru yol aldık. Kızı varmış hastaymış lösemi. Yol boyunca konuştuk. Anlattı. O yolcuğumu unutamam. O ağladı, bende ağladım.

-Peki nasıl güveniyorsun insanlara da arabalarına biniyorsun?

-Açıkçası görmek öğrenmek istiyorsam güvenmek zorundayım. Çok şükür çok kötü bir şeyle de karşılaşmadım. Ama başlamak isteyen varsa, denemek isteyen ama çekiniyorsa yanına bir eküri bulursa yolculukları daha güzel geçer. Hmm şimdi düşündüm de, çok kötü değil ama tuhaf bir çok şeyle karşılaştım 🙂

Elinde bir defteri var yanından hiç ayırmadığı içinde kız arkadaşına dair notlar, üniversiteden kalma notlar, adresler, unutulmaması için alınan notlar ne ararsanız var. Tuhaf olan şeyse defterin tek bir noktası bile boş değil.

İki kardeşler. Yirmi yaşında bir erkek kardeşi var. Kardeşinin mezuniyetine otostop ile gitmiş peki biz buna şaşırdık mı tabii ki hayır 🙂

img-20160702-wa0022

-Peki en uzun kaldığın kampın neredeydi?

-Urla Demirciler’de 1 hafta kamp yaptım gerçekten harika bir yerdi tekrar gitmek istiyorum.

-Zor olmuyor mu?

-Yalnızca yalnızlık hissiyatı zor. O yalnızlık hissi yakanı bir türlü bırakmıyor. Doğada tek. Sabah güneşin doğuşunu izlerken tek. Gece o yıldızların ihtişamını izlerken anlıyorsunuzdur o yalnızlığı.

-Peki neresi kaldı, sırada gitmek istediğin sonraki proje nedir?

-Ortadoğuya gitmek istiyorum. 81 ili de gezdim. Gittiğim yerlerde en az iki gece kaldım kamp yaptım ya da evlerine davet edildim. Ama önce İran var; pasaport ve vize gibi işlemleri tamamladıktan sonra İran’ı ziyaret etmek istiyorum. Hac ve umre ziyaretinde bulunmak istiyorum mümkün olur da başarabilirsem yine aynı şekilde otostop ile.

Onu esas yola iten hem bu büyük egolar ve binalar, hem de yaşadığı büyük derin çok acı kayıpları. Yalnızlığı ile yollarda. Sağlam bir dostluğu varmış, on bir yıllık bir geçmişe dayanan, hepimizin başına gelebileceği gibi hayatın ağırlığı Merve’nin de omuzlarına çökmüş. Savaşını sürdüremeyip aramızdan ayrılmış. Belki de o nemli gözlerinin ardında daha büyük ve derin bir boşluk vardır. Doldurulamayacak bir dost boşluğu ile bir yanı yollarda. Kaybettiği can dostu ve sevdikleri için gittiği her ile fidan dikiyor.

-Peki kendini 10 yıl sonra nerede görüyorsun ?

10 yıl sonra kendimi Everest’e tırmanmış olarak görüyorum. Tabi şartlar ve imkanlar uygun olursa.

-Ya 50 yaşında?

-Elli yaşımda kendimi Trakya’da bir arsada kendi sebze meyvemi yetiştirdiğim, hayvanlarıma baktığım, eşim ve çocuklarım ile hem sağlıklı hem de mutlu bir yuvada görüyorum.

Doğada vaktini nasıl değerlendiriyorsun?

-Çalar saat yerine güne kuş sesleri, hafif bir rüzgar esintisi ile başlıyorum. Daha sonrasında fotoğraf çekimi, ateş yakmak için gerekli olan odun toplayarak, yemek arayarak yada hazırlayarak ve hızlı bir şekilde zaman geçiyor.

1474493579240

Sonra yanımıza kız arkadaşı ‘Zeli’ geldi. Hoşbeş biraz sohbet ve muhabbet ile kısa sürede kaynaştık. Sapsarı uzun saçları vardı. Birlikte yolculuğa çıkacakları için saçlarını kısacık kestirmesi gerektiğinden bahsetti. Yolları uzundu. Karadeniz turu planladılar. O sırada boynundan bir kolye çıkardı ve Jüpiter’e uzattı ona, üzerinde Jüpiter olan bir kolye almıştı. Bu aşk dolu an’a şahit olmak inanılmaz mutluluk vericiydi. Çocuk iken yaşadığı maddi manevi bir çok sıkıntıyı, kaybettiği arkadaşının acısını babasının sağlık durumunu ve daha nice konuları uzun uzadıya konuştuk. 

En derin ve vazgeçilmeyecek sohbetimiz elbette ki doğa üzerine. Ancak özünde doğadan geldik (topraktan) ve doğaya döneceğiz. Yaşamımızda bize huzur veren yer neresi ise orada olmalısınız. En güzel yer kendinizi sevdikleriniz ile mutlu hissettiğiniz yerdir. Hayallerinizden asla  vazgeçmeyin eğer doğada mutlu iseniz durmayın yollara çıkın. Doğaya ait olduğunu hissedip yollara düşen onlarca insan var ki hepsinin ortak yanı takdir edilecek cesaretleri, o cesaretin hepimize gelmesini diliyorum daha nice güzel ve yeni yazılarda buluşmak dileğiyle takipte kalın 🙂

Sevgi ve doğa ile kalın 🙂

 

 

 

 

 

Leave A Reply