Herkes Yaşıyor Ama Nedir Yaşamak?

13

(”Öncelikle yazıyı okumaya başlamadan önce yukarıdaki fon müziği butonuna tıklamanız önemle rica olunur..”)

Herkes yasıyor 2

   Herkesin bu hayatta bir rolü vardır ve hayat denen bu filmin sonuna gelene kadar bu rolü üstlenmek zorundadır. Her insan yaşar fakat nedir yaşamak? Sayılabilir bir süre içinde nefes alabilmek mi yoksa nefes alabildiğin süre zarfında yaptıkların mı?

   Yaşamak yavaş giden bir trense şayet tünelin sonuna gelmeyi ve tünelin sonunda ki o ışığı görmeyi sabırla beklemektir. Koskoca ormanda yalnız kalan bir ağaç olmaksa eğer, yaşamak direnmektir o fırtınalı, karlı havalara. Fırtına ve kardan sonra ayakta kalma savaşı vermektir.

   Yaşamak aslında hayatta bir amacın olmasıdır. Bir amaca ulaşmak için gerekli çabayı göstermek ve sonunda bu amaca ulaşma sürecidir. Bu süreç bazen başarılı olur, bazen sekteye uğrar ama hayatta budur zaten.

   Yaşamak bir hedefe ulaşabilmektir. Bir yerlere varabilmek için kimilerinin karşısına kısa bir yol çıkarken kimilerinin karşısına uzun bir yol çıkmaktadır. Bu yolda yaşanan her başarısızlık bir kavşak,  yaşanan her endişe birer viraj, arkadaşlar bazen fren olur bazen gaz, düşmanlar trafik ışıklarında ki kırmızı ışık, aile yolda ki uyarı levhaları, ve iş hayatı engebeli bir arazi. Fakat deponuzda prensipleriniz varsa, motorunuz iradeniz kadar sağlamsa ve benliğinizde yüce yaradan olan Allah’ ın varlığını her zaman hissediyorsanız amacınıza ulaşacağınız konusunda endişeye yer vermemeniz gerekir.

   Yaşamak sevgiyi hissetmek ve seveceğin kişiyi bulmaktır. Hiç düşündük mü acaba; Allah bize neden tek kalp verdi? Neden iki ayağımız, iki elimiz, iki gözümüz, iki kulağımız varda neden tek kalbimiz var?
”Çünkü diğer bir kalbimizi bir başkasına verdi ve bu hayatta gidip o kalbi bulmamız için.”
Sevmekse eğer, sevmese de karşılık beklemeden sevebilmektir, sevgiyi bir alışverişe dönüştürmemektir yaşamak…

   Yaşamak sevdiğini mutlu etmektir fakat çoğu kişi bunun farkında değildir ya da pek umurlarında olmaz. Oysa farkında değildir sevdiğini mutlu etmenin ne kadar erdemli bir davranış olduğunun. Bunun çok zor olduğunu düşünür çoğu kişi fakat bu çok kolaydır. Sevdiğinizi mutlu etmenin en kolay yolu ona gereken değeri, gereken önemi göstermektir aslında.

   Yaşamak ‘’Edeptir.’’ Edep, bütün hallerde istikamet ve iyilik üzere bulunmaktır. Edep ve irfan sahibi olanlar, hayatını nizam ve intizam içinde geçirir ve huzur ile yaşarlar. Edepli olmanın her toplum üzerinde ki önemi aşikârdır. Ve belki de günümüzün en büyük sorunudur ‘’Edep’
Büyük mütefekkir, İslam âlimi Mevlana Celaleddin-i Rumî’nin dediği gibi;
‘Edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.’’

Yaşamak bazen boşa geçen koskoca bir zamandır. Sıkıntıyı sevmez çoğu kişi. İster ki istediği her şey kolayca olsun, istediği her şeyi ucuz yoldan elde etsin. Her şeyi hemen halletmek, kavramak ister ki bunun en başında da kendisi gelir. Kendini anlamadan bir ömür tüketir sonra. Yaşamının sonuna geldiğinde kendine sormaya başlar ancak:
’Kimim ben, ne yaptım, neden yaşadım?’’ fakat yanıt veremez çoğu zaman ve boşa gittiğini anlar koskoca bir ömrün.

   Yaşamak mücadele etmektir, yaşamak savaşmaktır. Her insan önüne hedefler, amaçlar koyar ve bu hedefleri, amaçları gerçekleştirebilmek için mücadele eder. Ve hedefine ulaşırken gösterdiği mücadelenin sonuna doğru geldiğinde de büyük bir haz duyar:  Yaşamında bir mücadele verdiği, amaçları uğruna savaştığı için..

   Yaşamak bir şeyleri yaşarken bazı şeyleri yaşayamamaktır. Eflatun kıssasında olduğu gibi;
Eflatuna sormuşlar: İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?
Eflatun tek tek sıralamış:
‘’Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler ama sağlıklarını geri almak için para öderler.
Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü nede yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.’’

   Yaşamak her isteğinin yerine gelmemesidir belki de. Her istek ve arzu kolayca gerçekleşse ne anlamı kalır yaşamanın, mücadele etmenin, savaşmanın…
Ve aslında istediğimiz her şeyin olmaması yaşamın bir kuralıdır belki de…

   Sevinçlerle, hüzünlerle, kederlerle, acıyla, mutlulukla, hayallerle, umutlarla süregelen bir rüyadır hayat. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen, hepimize uzun gelmesine rağmen aslında kısacık olan bir rüyadır yaşamak. Macbeth yaşamı çok iyi özetlemiştir aslında :
‘’ Gezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur ve sonra duyulmaz olur sesi…’’

       Yaşamak budur işte..     

                                                                                                                                                                             Mehmet ŞENEL

[Toplam:17    Ortalama:4.8/5]

13 yorum

  1. Biraz geç okuma fırsatı buldum fakat yaşamın ne olduğunu bu kadar güzel anlattığınız için teşekkürler..

    Reply

Leave A Reply