Gönüllülük: Sosyal Bir Sorumluluk

0

Gönüllülük gücünü insan, doğa, sanat sevgisinden alan, bilgi birikim ve deneyimlerini birleştirerek toplumun tüm kesimlerine ulaştırabilen özveri ve sabırla hiçbir menfaat beklemeden vermenin erdemini eyleme dönüştüren bir topluluktur. Gönüllü geliştirilen çalışmaların temelinde, gönüllülerin kendi iç zenginliklerini başkaları için düşünüp onların mutluluğu için hayata geçirilen faaliyetler vardır. Gönüllülük esasıyla hareket etmeyi tercih eden kişiler; emeğini, düşüncesini, bilgi birikimlerini sevgiyle yoğurup sonuca giderler. Tıpkı suyun bıraktığı iz gibi, zaman, hayata geçirilen çalışmaların yerine yenilerini koyar. Gönülden tasarlanan çalışmalar yerini yeni projelere bıraksa da yapılanlar unutulmaz. Çalışmalarınızın izlerini bir yaşlının yüzündeki mutlu tebessüm, bir çocuğun içindeki umudun gözlerine yansımasını gözlemlemek mümkündür. İşte bu ve benzeri anlar, içindeki egolarından kurtulmuş kişilerin yani gönüllülerin, yaptıklarının karşılığı olarak yakaladıkları anlara dair küçük hazlardır.

Hayatı Iskalamadan Yaşamak…

Yaşamın içinde, geçen zaman, durup baktığımızda bize çok şey anlatır. Farkında olmaksızın akıp giden anları geri döndürmek gibi bir şansımız ne yazık ki yok. Öyleyse anların farkına vararak yaşamak gerek. Nice ömürler, sıkışıp kaldığı kısır döngünün esiri olarak tükenip gitmedi mi? Hem kendiniz hem de başkaları için ıskalanan anlara geç kalmadan yepyeni anlamlar katabilirsiniz.

Gönüllülük esasıyla hareket edince farklı farkındalıklar geliştiriyor insan. Hayata başka bir pencereden bakabiliyor. Çünkü gönüllüler çok iyi biliyorlar ki; mutluluk, karşılık beklemeksizin verebildiğinizde kendiliğinden sizin ve etrafınızdakilerin hayatlarına dâhil oluyor.

Gönüllü çalışmaları gerçekleştirirken pek çok insan tanıma fırsatım oldu. Bunlardan kimi; hayatı boyunca tiyatroya gitmemişti. Kiminin okuması için maddi desteğe ihtiyacı vardı. Kimi daha küçücük bir çocukken hayatı tek başına yaşamak üzere terk edilmişti. Kimi kulakları duymuyor, sağır diye yakınlarınca bağırarak iletişim kurulmaya çalışılmış kendilerini anlamadığı için azarlanmış yaşlılardı. Oysa kulakları duymayan kişilerle bağırarak konuşmaya çalışmak yerine onların dünyasını küçük bir aparatla aydınlatabiliriz ve kendi sesini duyduğunda yüzündeki acının tebessüme dönüşüşünü her birimiz görebiliriz.

Gönüllülerden oluşan birçok grup, kulüp var. Gönüllü olmak isteyenler hobilerini geliştirip, yaşam kalitelerini artırarak düzenlenen etkinliklerde, festivallerde eğitime katkıda bulunabiliyorlar. Farklı uzmanlıklarınız olabilir, bunları da gönüllü çalışmaların bir parçası haline getirebilirsiniz. Doktorlar, çevreciler, yazarlar, sanatçılar, düşünürler konferanslar vererek emeklerini paylaşmakta; öğrenciler sevgilerini, yardımlarını paylaşmakta kitleleri aydınlatarak gönüllü çalışmaların bir parçası olmaktan büyük keyif alıyorlar.

Hayatın içinde varoluş nedenlerimizden biri de kendimiz ve ailemiz dışındaki kişiler için de faydalı çalışmalar yapmak, yapabilmek değil mi? Öyle ise biz bireylere düşen o adımı atmak ve düşünmek: Nasıl bir dünya istiyoruz? O dünyaya sahip çıkmak, Atatürkçü, laik, çağdaş bireyler olarak; yaşımız kaç olursa olsun, paylaşmak…

Ben demeden biz demeyi bilen birer gönüllü olmak…

[Toplam:19    Ortalama:4.8/5]

                                                                                                                                                                       Özge ÇABUK

Leave A Reply