GÖNÜL ELÇİLERİ

0

11158059_10205392059114709_2027141381_n

(Yazıyı okurken bir fon müziği eşlik etsin istemez misiniz? Okumaya başlamadan önce fon müziğini açmanızı öneriyorum.)

GÖNÜL ELÇİLERİ…

   Bir çocuğun minik ellerinde saklıydı gözyaşları. Günlerden bir bayram günü… Herkes bayram sevincini yaşarken o çocuk için hüzündü avuçlarına sıkıştırılmış bayram şekerleri. Tüm çocuklar ceplerinin doluluğunda ararken mutluluğu, O bir tek başını okşayan ellerde bulmuştu tebessümü. Sessizdi… Hiç olmadığı kadar sessiz, hiç hissetmediği kadar yalnızdı kalabalığın içinde. Muhtaç olduğu şey kalbine iyi gelecek bir sıcaklık, geleceğe uzanan bir eldi. Bekledikleri gönül elçileriydi. O da bekliyordu birinin ona gelmesini ve onun için sıcak bir yuva vermesini.
Evet. Onlar korunmaya muhtaç çocuklardı. Sevgiye aç, gerçek aile tadına aç… Hep beklediler. Kapıdan giren herkes umuttu onlar için saçlarına uzanan her el pamuktu sanki. Bir gülüştü kalplerine işleyen, bir dokunuş…

  Hiç düşündünüz mü anneler ve babalar çocuklarına bakamadıkları zaman çocuklar nasıl büyürler acaba? Cevap belli aslına bakarsanız; ağlayarak. Kimi zaman yastıklarını ıslatan gözyaşlarına inat uykuya dalarlar. İçini ürperten düşlerden uyandıklarında ‘’korkma yanındayım bak’’ diyecek birileri olmadan. Herkesi mutlu eden bayramlar ya da anneler günü belki de babalar günü onların canını kor misali yakar. Karne günü bütün arkadaşları karneleriyle koşarak eve giderken onlar hep başları önünde yürürler. Düşünsenize en mutlu anlarınızda mutluluğunuzu, en hüzünlü anlarınızda hüznünüzü paylaşacak birini bulamadığınızı. Kimisinin ailesi gerçek dünyaya göç etmiş, kiminin ailesiyse geride bıraktığı o çaresiz çırpınışlara aldırmadan yoluna devam etmiş; en acımasız olanı da bu sanırım.
  Ailesiyle büyüme şansı olmayan bu çocuklar devlet korumasındadır. Devlet çocukların sevgi ve çocuk evlerinde, yurtlarda ya da koruyucu ailelerde büyümesini sağlar. Bazı büyükler, çocuklar mutlu bir aileden uzak kalmasın diye koruyucu aile olurlar. Onlarda kendi çocukları gibi aynı evde yaşarlar. Bu sayede koruyucu aileler çocukları sevgiyle büyütmenin önemini çok iyi anlarlar. Gözlerine hüzün çökmüş o çocukların nasıl kanatlanıp birer meleğe dönüştüğünü görmenin heyecanını tadarlar. Onlar yüreklerinden doğan çocuklarla çok mutlular. Herkes bunu duymalı bence. Her koruyucu ailenin farklı bir hikayesi var ve koruyucu aileler yaşamlarını paylaştıkça daha çok insan koruyucu aile olabilir aslında. Geçmişte bile bunun en güzel örneklerini Peygamber Efendimiz (s. a. v.) ‘de görebilmekteyiz.

  Hz.Peygamber bir bayram sabahı camiden evine dönüyordu. Sokakta bayramlıklarını giyinmiş, oynayan çocukları gördü. Fakat bir tanesinin durumu dikkatini çekmişti. Kenarda oturmuş, kirli ve eski elbiseler içinde diğerlerini seyrederken aynı zamanda ağlıyordu. Hz.Muhammed (s. a. v.) yanına yaklaşıp;

-“Ağlama güzel çocuk, ne diye ağlıyorsun, sen niçin arkadaşlarına katılmıyorsun?” Çocuk hüzünlüydü ve o hüzünle cevap verdi:
-“Ben yetimim, benim babam Uhud Savaşı ‘nda şehit oldu.” Yetimler yetimi Hz. Muhammed (s. a. v.) için bu kadarı yeterliydi. Çocuğa duygulu gözlerle baktı ve;
-“İstemez misin ben baban olayım, Aişe annen olsun, Fatıma da kardeşin?” diyerek onu teselli etmeye çalıştı. Çocuk;
-“Evet isterim” cevabını verdi. Kim bilir belki de onun sonsuz merhametiydi buna vesile olan.
 

  Siz de koruyucu aile olabilirsiniz. Aile özlemi çekenlere aile, mutluluğu kaybeden kardeşlerimize mutluluk, bayramları özleyenlere bayram şekeri, ailesini hiç görmemiş hiç tanımamış ve kokusunu tadamamış o masumlara anne kokusu, baba kokusu, kardeş sevgisi olabiliriz. Koruyucu aile olabiliriz.

[Toplam:18    Ortalama:4.9/5]

Tuğçe Uzun

Leave A Reply