Fight Club toplumsal bir farkındalık yaratabildi mi?

1999 yılında vizyona giren Fight Club filmi tüketim kültürünü, popüler kültürü, insanın madden sahip oldukça artan yalnızlığını, yabancılaşmayı ve sistemde yok olmasını aktarmaya çalışıyor izleyiclere.

“Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, bu sayede, ihtiyacımız olmayan şeyleri alabiliyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız yok ya da bir yerimiz yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık. Bizim savaşımız ruhani savaş. Bizim bunalımımız kendi hayatlarımız.”

Burada Jean Baudrillard’tan bahsetmek istiyorum.Bir üretim biçimi olan kapitalizmde ihtiyaçlara ve talebe göre bir üretim anlayışı bulunmaktadır. Kapitalizmin egemenlik biçimine dönüşmesiyle beraber bu anlayış ortadan kalkmıştır. Baudrillard, sistemdeki bu değişikliğin nedenini 1929’daki Ekonomik buhranla ilişkilendirmektedir. Bu bunalım, ihtiyaçtan fazla üretimden kaynaklanmıştır. Bundan böyle üretimin bir önemi yoktur, önemli olan tüketimdir. Önce malın pazarı yaratılmakta, sonra üretilmektedir. Artık üretimde yararlılık ve nesnellik ilkeleri tamamen ortadan kalkmıştır. Sistem onlarda, tükettikçe mutlu olacakları yanılgısını yaratmıştır. Mutluluğun ölçütü konfordur; konforlu bir yaşamınız varsa mutlusunuz demektir.


“İnsan mobilya alırken kendine diyor ki, bundan sonra başka kanepe alamayacağım. Ne olursa olsun kanepe sorununu çözdüm diye düşünüyorsun, çok kaliteli bir müzik setim vardı oldukça kaliteli bir gardırop. Her şeyi tamamlamama çok az kalmıştı. Gerçekten çok az kalmıştı.” Bir yandan anlatıcı film de kendi evini anlatırken diğer yandan tatminsizliğini ve daha çok tüketmesini gösteren şöyle bir detay var. Klozette otururken daha iyi, daha güzel ne alabilirim diye ürün mobilya kataloğuna bakıyor. Hala bakıyor çünkü daha çok mutlu olacağını düşünüyor. Tyler Durden aslında anlatıcının bastırdığı bir kişiliği ya da olmak istediği, arzuladığı kişi. Psikolojinin üç büyüğünden biri olan Carl Gustav Jung, analitik psikolojide her insanın içerisinde bastırılmış duygularını barındıran bir kişilik daha var olduğunu, bu kendisinin tam tersi olduğunundan bahseder. Tyler tatminsiz ve tatmin edilemeyen “sistem köleleri” ile birlikte yer altında Dövüş Kulübü adında bir oluşum kuruyor. Ve bahsettikleri “kıyamet projesi” finans şirketlerinin binalarını eş zamanlı olarak patlatmak ve tüm borç kayıtlarının silinmesi. Böylece kaos olacak ve sistem zayıflayacak. Ancak olaya realist bir gözle bakalım; bu öyle basit bir iş değil. Çünkü bu sistem de sürükleyici şirketler teknolojilerini, veritabanlarını her zaman yedekliyorlar ve ayrı bir yerde saklıyorlar.


İzlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum, önce kitabı okuyup sonra izlerseniz ayrı bir tat alırsınız.
Sizler de görüşlerinizi bildirmekten çekinmeyin.

Bir Cevap Yazın