PANDEMİ MODU 1 FAZLALIKLARDAN KURTUL!

Duydunuz eminim, kriz dönemlerini fırsata çeviren insan hikayelerini. Zoru başaranları yani. Krizin içindeki fırsatları görüp değerlendirebilenleri. Biz de bir krizin içindeyiz malum. Bütün dünya mahallesi olarak. Sahi, aramızdaki sınırlar, kültürel farklar, o bir yığın ülke isimleri falan hiç yokmuş gibi değil mi? Aynı korku ve endişenin sarstığı mahalle halkıyız bugünlerde.

Ne fırsatı yahu dediğinizi duyar gibiyim. Ülke ekonomileri altüst oldu, hükümetler değişti, binlerce insan öldü diyeceksiniz biliyorum. Bunların hepsi doğru. Acele etmeyin, okumaya devam ederseniz fırsatların burnunuzun dibinde olduğunu göreceksiniz.

Yoğun iş temposu olan aşırı üretken bazı insanların aynı renk ve aynı model giysiler giydiğini biliriz. Bu insanlar kendilerini stres altında hissetmemek ve dikkatlerini “Yarın ne giyeceğim?” gibi gereksiz bir soru ile dağıtmamak, enerjilerini boşa harcamamak için böyle bir giyim tarzını tercih ederler. Yarın ne giyeceğim sorusu nasıl gereksiz bir soru olabilir sahi? Nasıl göründüğümüz öylesine önemli ki ! Dış görünüşümüz iş ilişkilerimizden aşk ilişkilerimize, toplumdaki algımıza kadar hemen her şeyi belirlemiyor mu? Eğer öyle kabul ediyor ve dış görünüşünüzle değer görüyorsanız size kötü bir haberim var. Niteliksiz ve lüzumsuz bir çevrenin içindesiniz!

Pandemi moduna geçtiğimizden beri, ertesi gün ne giyeceğimi düşünmemek, sabahın köründe az da olsa makyaj yapmak zorunda kalmamak, her gün ütü çilesine maruz kalmamak gibi bir konforun içinde olduğumu farkettim. Meğer ne giyeceğimiz nasıl görüneceğimiz endişesi üzerimizde ne kadar stres yaratıyormuş! Günlerce aynı kıyafetle dolaşabiliyorum artık. Giyinirken nasıl göründüğümden çok nasıl hissettiğimi önemsiyorum. Pandemi modunda yaptığım giysi alışverişlerinde son trend olup olmadıklarıyla değil kumaş içeriği ile ilgileniyorum. Pamuklu mu? Terletir mi? Esnek mi? İçinde rahat hisseder miyim?

Üstelik şunu farkettim ki, kısıtlamalar kalkıp kısmen sosyalleşmemize izin verilen dönemlerde de artık eskisi gibi her gün değişik bir giysi giyme mecburiyeti hissetmiyorum. Günlerce aynı kıyafetle dışarı çıkabiliyorum. Sahi, her gün değişik bir kıyafet giymenin bizi daha güzel, daha prestijli gösterdiği yanılgısına ne ara kapıldık? Kirlenmediği sürece aynı kıyafeti üst üste birkaç gün giymenin nesi ayıplanasıydı ki? Yaşamak için bu kadar çok giysiye ihtiyacım yokmuş! Sizin de yok!

Evdeyiz sürekli, malum. Eskiden sabah çeker kapıyı işe giderdik. Etraf tozlanmış mı? Ortalık dağılmış mı? Çok önemli olmazdı. Akşamları üstün körü toparlar, hafta sonları derin temizlik yapardık. Şimdi öyle mi? Bütün işler üstümüze üstümüze geliyor. İşler dediğim de, yine o gardıroptaki gibi fazlalıkların yarattığı işler! Evimizde bu kadar çok süs eşyasına, on yılda bir defa kullanacağımız bir mutfak aparatına, bir gün lazım olur diye istiflediğimiz onlarca şeye ihtiyacımız yok. Bu konuda hakkımı yemek istemem! Yıllar önce gereksiz iş yaratan onlarca eşyadan kurtulmuştum şükür! Her şey “Senin gümüş takımın yok ki Dilek!” farkındalığı ile başladı. Sahi, benim gümüş takımım/ takımlarım yoktu. Peki bu her gün tozunu almak zorunda olduğum gümüşlüğüm neden vardı? gümüşlüğümden başlayarak işlevsel olmayan bütün fazla eşyalardan kurtulmuştum. Size de bu konforu deneyimlemenizi öneririm.

Onca insan ölürken sen bunlara mı odaklandın? Ne ara bunları düşündün diyorsanız, elbette bu saydıklarımla sınırlı değil farkettiğim fazlalıklar! Fazlalıklar evet! Hayatımıza çöreklenmiş evlerimizdeki gereksiz yığınlar! Çöp dersem bozulursunuz diye demiyorum, lakin kullanmadığınız her şey, işinize yaramayan, işlevsel olmayan her şey eninde sonunda çöptür. Ve biz farkında olmadan o çöpü yıllarca evimizde bekletir tozunu alırız, yıkarız, ona hizmet ederiz. Evimiz dinlendiğimiz, hobilerimizi gerçekleştirdiğimiz, sevdiklerimizle zaman geçiridğimiz yerlerdir. Gereksiz eşyalar evinizden keyif almanızı engeller, sizi eşyanın hizmetçisi yapar. Yaşamda deneyimleyeceğiniz bir çok tecrübe için vaktiniz kalmaz.

Duygularınız ve düşüncelerinizdeki fazlalıklar.

Sahi farketmediniz mi şu 10 ayda? Meğer ne gereksiz dertlerimiz varmış! Ne lüzumsuz duyguları kalbimizde barındırmışız. Kin gibi nefret gibi kıskançlık gibi kibir gibi. Nihai planda hayatımız için hiçbir anlamı olmayan düşünce ve vesveselerle zamanımızı geçirmişiz. Pandeminin yarattığı ölüm ve sevdiklerimizi kaybetme korkusu bütün o gereksiz duygu ve düşünceleri iç dünyamızdan temizleyiverdi. Evet evet, bir iç dünyamız vardı. Dış dünya koşturmacasında o kadar kaybolmuştuk ki varlığını unutmuştuk. Onunla yüz yüze geldik değil mi? Nasıl aranız?

Ölüm ve sevdiklerimizin kaybı korkusu bize hayatta gerçekten önemli olan şeyin ne olduğunu hatırlattı. Hepimiz güzel duygular hissetmeyi hak ediyoruz. Ruh ve beden sağlığımız buna bağlı. Enerjimizi gereksiz yere tüketen bizi mutsuz ve negatif biri yapan bütün duygulardan kurtulmanın tam zamanı!

Geliyorum en esaslısına. Pandemi boyunca görüşmeye devam ettiğiniz kaç kişi var? Yüz yüze olmasa da telefonla yada sosyal platformlarla bir şekilde hayatınızda tutmaya devam ettiğiniz kaç kişi? Hadi sayalım. Benimki iki elin parmağı kadar etmiyor. Sizde durumlar nasıl?

Buraya kadar okuma sabrını gösteren değerli okuyucu. İşte o insanlar dışında hayatında bulunan herkes aslında fazlalık. Anlık. Faydalık. Menfaatlik.

Ne yapalım, hepsi ile ilişkimizi keselim mi? Hayır. Sizin için kimin ne ifade ettiğini fark etmenin ve herkese hakettiği zamanı verip hakettiği değeri göstermenin tam zamanı. Faydalık bir ilişkinin farkına varın. Anlık ilişkilerin farkına varın. Asıl önemlisi şu süreçte kimler olduğunu fark ettiğiniz hayatınızın olmazsa olmazlarının farkına varın. Ve onlara her daim öncelik verin. En kıymetli şeyi zamanınızı, en fazla onlara ayırın. Belli ki ruhunuz onlara ihtiyaç duyuyor. Bu dönemde bile ilişkiniz kesintisiz sürdü ise onlar sizin kıymetlileriniz.

Hadi özetleyelim!

Fazla giysilere ve yaşamı zorlaştıran eşyalara veda ediyoruz.

O çok sevdiğimiz kazak var ya, bize çok yakışıyor! İçinde kendimizi çok mutlu hissediyoruz hani! İşte o kazağı üç gün üst üste giyiyoruz. Bizi ifade eden, doğal ve sınırlı giysi ile yetiniyoruz. Enerjimizi her daim “Nasıl göründüğümüz” saçmalığına ayırmıyoruz. Karakterimizle, işlerimizle, halimiz ve tavrımızla fark yaratıyoruz. Bu farkı önemsemeyen şekilcilerle yollarımızı ayırıyoruz.

Kalbimiz aklımız zamanımız çok değerli. Onları gereksiz duygular, düşünceler ve insanlarla meşgul etmiyoruz. Sevdiklerimizle daha nitelikli zaman geçiyor, iç dünyamızla haşır neşir oluyoruz.

Gardırobumuzda, evimizde, aklımızda, kalbimizde ve hayatımızda fazladan bulunan, yıllardır üzerinize çöreklenmiş sizi engelleyen, kısıtlayan eşyadan, duygu ve düşünceden, insandan kurtuluyoruz! Bir bakıyoruz bu arada, pandemi bitmiş. Ve biz sadeliğin bütün ihtişamını, konforunu, özgürlüğünü farketmiş olarak hayata bir sıfır önde devam ediyoruz.
Velhasılı, pandemi kısıtlar, sadelik özgürleştirir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir