HAYATA KARŞI AMACIMIZ NEDİR ?

İlk defa ciddi anlamda yazı yazmam, yorum yapmam istendiğinde durup uzunca soluklandım. Bu soluk hayatımı derinden ve usulca sorgulamama sebep oldu. Hiç tadına varmadığım bir yola çıkıyordum. Oldum olası konuşmayı, sorunlara çözüm bulmayı çok seviyordum ama yazıya dökmek aklıma dahi gelmemişti. Aklıma gelmeyen başıma geldi denilen noktadaydım. Pe ki “Konuşarak çevremde ki insanlara ne katıyordum?” belki de bu sorudan başlamalıydım. Çıktığım bu yolda gözlemlediğim en belirgin detaylardan birisi zaman ne kadar değişse de yaşanılan sorunlar temelde birbirine benzer yapılarda olmaktaydı. Aradığım ise insanların temelde bulunan ortak sorununu tam anlamıyla sentezlemek ve bu soruna çözüm olarak gidilen farklı yolların keşfiydi. Herkes gibi her geçen gün hayata ve yaşananlara karşı bakış açım ve yorumlarım değişmekte ve gelişmekteydi bunu da daima göz önünde bulundurmaktan asla kaçınmamalıydım. Ben bu gelişimden ve değişimden nasıl bir olumlu sonuç, anlam çıkarmalı ve yorumlamalıyım ki yararlı bir insan olmalı, yazdıklarım içi boş karalamalar arasında kalmamalıydı. 

Belirli bir düşünme uğraşından sonra vardığım önemli bir soruyla baş başa kaldım. “Hayata karşı amaçlarımız nelerdir?” Bu tüm sorunların ya da sorun gördüğümüz durumların altında yatan fark edilmeyi bekleyen temeldi. Çoğumuzun anlamaktan kaçındığı nokta da diyebilirim. Hayatımız da neyi amaç edindiğimiz ya da amaç edindirdikleri çok önemli. Çünkü amaç edinilene ulaşamayan birey de tatminsizlik, psikolojik destek ihtiyaçlarının artışı, toplum da dışlanma hissi gibi bugün birçok sorunla karşı karşıya kalmaktayız. Farkın da olmadan özgür de olduğumuzu sanarak başkasının belirlediği yolu yürüyoruz. Mutlu olduğumuzu sanıyoruz ve belli bir süre geçince anlıyoruz sadece sandığımızı. Ardından gerçek amaçlar bulmaya ya da daha iyisini aramaya başlıyoruz.

Hayatımızın bolca mutlulukla dolu sürmesi dileği ile…

İnsanların bu gün amaçlarına bakıyorum da amaçlarımız gerçekten son model bir arabaya sahip olmak mı ya da  lüks bir villaya ya da daha iyi bir işe sahip olmak mı mesela? Öyle bir zaman ve inandırılmışlık ki saydıklarıma sahip olmayan eksik ve yarım sanki. Arzu edilen sosyal statüye dahil olma çabası aslında başlı başına farkında değiliz. Oysa onun eksiklik olarak gördüğünün yanında hayatında sahip oldukları bir başkasının tam hayal kurduğu sahip olmak istediği yaşam. Elbette bu gün arzu edilenler dün bizden aykırı yaşamış insanlar değiller. İçinizdeki ışığı keşfetmeniz için en yüksek mertebelere sahip olmak zorunda mısınız? –Bence değilsiniz J  Ya da çok zengin ya da asil bir aileden gelmek zorunda hiç bir hiç değilsiniz.. Pembe dizilerdeki yaşamlara öyle özenmiş durumdayız ki hayallerimize ve amaçlarımıza zincir vurulmuş farkında değiliz. MUTLULUK amaç olarak gözünüzde küçük basit bir şey gibi gelebilir peki amaç edindiğiniz son model araba sizi ne zamana kadar mutlu edebilir 10 sene ya da 20 mi? Eğer kurmuş olduğunuz bir duygusal bağ yoksa ve gelişen teknolojiyle uçan arabalar piyasaya dahil olmazsa mutluluk sağlaması gereken ömür uzayacaktır. Peki mutluluğun belirli bir sınırı olmak zorunda mıdır? Kalıplaştırılmış tanımlardan uzakta hepimiz ayrı ayrı tanımlandırabiliriz. Güneşin doğuşu, esen rüzgar, yağan yağmur taneleri, sevilen aile ve dost sohbetleri, küçük bir çocuğun tebessümü, sevdiğimiz müzikler ve adına yalnızlık demediğimiz kendimizle geçirdiğimiz, geliştirdiğimiz o muazzam vakitler. Mutluluk; devasa şaşalı yaşamlardan uzak neden olmamalı.

Evgeny Grinko – Epilogue

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir