Zaman Çöplüğü

Yaşadığımız evrendeki en sınırlı, geri dönüğüme en elverişsiz ürün, yani ‘zaman’ ve israf edildiğinde ortaya çıkan zaman çöplüğünden bahsedelim.

Olgusal bir yaklaşımla, zamanı akarsuya benzetebiliriz. Tek bir yöne hareket eder. Akarsu üzerinde serbest bırakılan bir cismin, suyun hareket yönünde sürüklenmesi gibi. Dediğim gibi zamanı bir akarsuya benzetebiliriz ve şu anda içerisine bırakılmış serbest birer cisimiz ve sürükleniyoruz.  Akarsular için birkaç çözüm bulduk. Ters istikamete gidebiliyoruz, içinde yüzebiliyoruz; ama aynı şeyler şu andaki zaman için pek geçerli değil.

Zamanın bize verdiği süreye, ömür diyoruz. Bu kısıtlı sürenin bir başlangıcı ve sonu olduğunu biliyoruz. Sürüklendiğimiz yola kader diyoruz; ama bu yolda ki ayrımları seçme ve kararsız kalma gibi birçok seçeneğimiz olduğunu da biliyoruz. İlerlerken veya sürüklenirken arkamızda izler kalır ve bu izler ile birlikte ulaştığımız noktanın toplamı bir hayattır.

Zaman öldürmek, zaman geçirmek, başka bir zamana ertelemek…
Tek kullanımlık bir ürünü boşa harcamak ve o üründen bir fayda sağlamamaktır. Eğer bir işletmeci gibi düşünürseniz daha verimli kullanılmasını gerektiğini savunursunuz. Aksi takdirde elimizdeki üründen kalan zaman çöplüğü olacaktır. Hayatınızın yönünü erkenden belirlemek ve bunun için çaba sarf etmek, plan yapmak düzenli bir yol çizgisine sahip olmanızı ve zamandan tasarruf etmenizi sağlar. Düşünceyi öldüren eylemsizlik fiilinden uzaklaştırır.

Günümüz teknolojileri ileri düzey illeri başarmakta ve hayatı kolaylaştırmaktadır. Kolaylaşan hayata adapte olurken teknolojinin bizim için iş süremizi kısaltması olumlu bir gelişmedir; fakat gelişmeler hayatımızı kolaylaştırırken bize kalan zamanı çöpe atamayız. Zaman iz bırakır.. Aşırı derecede fazla tüketen bir tüketim grubuna dahiliz yada onlarla yaşıyoruz. Ve öldürdüğümüz zamanımız, belki bu zamana hiç sahip olamayacak bizden beş kuşak sonra yaşayacak bir neslin o hayata hiç sahip olmamasına sebep olacak. “Neden?” diyebiliriz, haklıyız da. Binlerce olasılık var; ama işin matematiği üretmeden tüketmeye devam edersek, tüketilenler üretilenlerden fazla olmaya başlayacak. İçinde bulunduğumuz son yüz yıllık dilimi de sayarsak biraz fazla hızlı çoğalan bir türüz. Bunun da tüketime yararı olmayacak. Sonuç  olarak bir bilinç oluşturulması lazım, üretmeliyiz ki ihtiyacımızı karşılayabilelim.
Üretmek, zaman üretemediğimize göre bize nedenler lazım ve her birey olarak kendi nedenlerimizi üretmeliyiz. Herkes aynı şeyleri üretemez. Herkes tek bir şeyle kısıtlı kalmaz. İnsanlar mutluluk üretebilir boş zamanlarında hobileriyle uğraşarak ya da bir fikir, belki uğraşılması gereken bir amaç ya da deneyimleriyle bir yol çizer o yolda yürüyecek olanlara. Kim bilir bir düşünce veya bir amaç daha doğrusu zaman çöplüğüne atılamayan bir an, ileride zaman iki tarafa da yüzmemize olanak sağlar.
”Bazen kimsenin hayal edemediği şeyleri hayal edip yapabilen insanlar vardır”. ( The Imitation game )

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir