Minik Canlar

İnsanlar hayatla bir mücadelenin başında gelen varlıklardan biridir. Globalleşen dünya ile birlikte çeşitli sorunlar da artarak gün yüzüne çıkmaktadır. Bunların en başında mevsimsel olarak değişen sıcaklıklar ve kendini bozguna uğratmış bir ekolojik sistem yer almaktadır. Artan sıcaklıkla birlikte metre kareye düşen yağmur miktarı azalmakta ve bunun etkisi ise geniş bir kitleye yayılmaktadır. Bu kitlenin içerisinde ise sadece insan faktörünü düşünmek ve her şeyi insanlara göre anlamdırmanın çok da doğru bir davranış olduğunu düşünmüyorum. Bizler sadece kendimizden değil etrafımızda ve yakınımızda bulunan her canlıdan sorumluyuz. Evet biz başımızın çaresine bir şekilde bakıyoruz ya da en azından bakmaya çalışıyoruz, ya bunu yapamayan, yapamayacak olan minik dostlarımız varsa? Bize muhtaçsalar hiç düşündük mü bunu? Ne yapabilirim, ufak bir cana nasıl umut olabilirim diye geçirdik mi aklımızın bir köşesinden? Aslında küçücük dokunuşlarla kocaman iyiliklere imza atmayıı hepimiz başarabiliriz. Evet bunu herkes yapabilir önemli olan küçük bir sevgiyle işe koyulmak değil mi? Hadi hepimiz evde kullanmadığımız bir kabın içine su dolduralım ve bahçemizin, kapımızın bir kenarına koyalım. Bunu yapalım ki artan sıcaklığa bağlı olarak sokaktaki diğer canlar da susuz kalmasın. Tarihi geçmiş sütü veya peyniri ya da herhangi bir şeyi çöpe atmak yerine minik dostlara ikram etsek onlara da bir sofra açsak çok mu yoruluruz? Hani derler ya taş attın da kolun mu yoruldu işte bundan yola çıkarak başarıya ulaşsak da küçük bir tebessüm bulabilsek kendimizde. Ben her gün mutfağın penceresini açtığımda en az bir kedi belirir arasında. Öyle bir miyav der ki bana ona mutlaka bir şey atarım pencereden. Hiçbir şey bulamasam da küçük bir peynir kırıntısını ikram ederim ki küçücük bir lokmayla büyük mutluluğun tadını alabileyim. Hem de minik canın umutla yemek bekleyen gözleri üzerimden çekilsin de hayata bir anlam daha katmış olabileyim.  Ya da şişedeki suyumuz ılık bir kıvama geldi içemeyeceğiz. Bunu direkt olarak çöpe atmak yerine içerisindeki suyu bir ağacın dibine döksek inanın bir şey kaybetmekten ziyade takdire şayan bir iyilik, çevremize, kendinize ve dünyamıza bir güzellik yapmış olursunuz. Kimse yapmıyor ben de yapmasam bir şey olmaz diye de sakın düşünmeyin. Bir kişi örnek olsa diğer kişiye, dişeri de başka birisine böylelikle çoğalsa yaptıklarımız, güzellerse yarınlarımız, umutlarımız artsa ne kadar da güzel olurdu değil mi?   Haydi harekete geçme zamanı şimdi. Bir elin nesi var iki elin sesi var vakti. Ellerimiz birleşsin mutluluklar katlansın. Seni beni yok bu işin şimdi birlikle ve beraberlikle bir şeyleri başarma zamanı.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir