Dinle Küçük Adam

Rsm  Hayata, insanlığa ve içinde bulunduğunuz düzene bakışınızı değiştirecek türden kitaplar vardır. Sizin olayları, olguları, mevcut düzeni en önemlisi de kendinizi sorgulamanızı ve kendi içinizde derin bir yolculuğa çıkmanızı sağlarlar. Korkularınızla, zayıflıklarınızla, en kuytularınızda saklanmış en aciz yönlerinizle sizi yüzleştirirler… İşte o kitaplardan biri de Wilhelm Reich ’in “Dinle Küçük Adam” isimli kitabı. Sigmund Freud ’un öğrencisi, Avusturya asıllı ABD ’li bir hekim ve psikanalist olan Wilhelm Reich, yaklaşık yarım asır önce yazdığı eserinde kendi içindeki küçük adamdan başlayarak hem yaşadıkları dönemdeki hem de adeta zamanları ve nesilleri birleştirircesine geçmişteki ve gelecekteki tüm küçük adamlara seslenmektedir aslında. Küçük adamların, yine kendi gibi küçük olan adamları kendi elleriyle nasıl büyük adamlar haline dönüştürdüklerini ve kendilerini kendi elleriyle nasıl köleleştirdiklerini anlatmaktadır. Reich somutlaştırdığı, ete kemiğe bürüdüğü o “Küçük Adam” figürü üzerinden, çevremizde her an gördüğümüz ve hepimizin içinde bir parça da olsa barındırdığı o küçük adamlara sözlerini tokat gibi bir bir vurmaktadır. Kendi iç dünyasına defalarca yolculuk yapmış, insan denen varlığın özünü adeta ezbere almış bir psikanalist olarak, tanıdığı ve tanımadığı tüm küçük adamlara  “Kendine bakmaktan korkuyorsun, eleştiriden korkuyorsun Küçük Adam. Sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun…” diyerek onları küçüklükleriyle yüzleştirmektedir.

 

Wilhelm Reich hem hayranlık duyulan hem eleştirilen tartışılmalı bir figür haline gelmiştir. Bugün hala çoğu insanın sindiremeyeceği ve kabullenemeyeceği türden çalışmaları ve iddiaları vardır Reich ’in. Yaşadığı dönemde ‘’akıl hastası’’ damgası vurulmuş, cezaevine kapatılmış ve tonlarca eseri yakılmıştır. 1957 yılının Mart aylarında Levinsburg ’da bulunduğu cezaevinden 13 yaşındaki oğluna bu satırları yazmıştır: “Levinsburg ‘dayım. Ben iyiyim ve kesinlikle düşüncelerimde. Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum. Ben bir tür şeyler üstü’ yüm, neler olduğunun tamamen farkındayım. Bana bir şey olursa benim için çok üzülme. Biliyorum Peter, güçlüsün ve iyi. Önceleri, beni burada ziyaret etmenin iyi olmayacağını düşündüm. Bilmiyorum. Kargaşa içindeki bu dünyada, bu an öyle hissediyorum ki, senin yanındaki genç bir erkek, hayat yolunda kendisini nelerin beklediğini tecrübe etmeli, ‘karın ağrısı’ndan önce onu anlamalı. Bu nedenle konuşmak, hakikat bildiğin yoldan ayrılmamak, aslında dürüstlük, tarafsızlık ve kurumların üzerinde olmaktır. Asla sinsi ve korkak olmak gibi değil…” Bu satırları yazdıktan kısa bir zaman sonra cezaevindeki yatağında ölü bulundu Reich. Belki de ölümünden daha acı olanı hiçbir psikiyatrik ve bilimsel gazetede ölüm ilanı ya da anma yazısının yayımlanmamsı olmasıydı.

 

Reich kendisine tüm bunları yaşatan, hatta belki de onu cezaevinde ki yatağında ölüme mahkum eden bütün küçük adamlara seslenmiş aynı zamanda bu kitabında. Onların tüm bu küçüklüklerine rağmen, kendisinin bilimsel çabalarıyla yine onların sorunlarını çözmeye çalıştığını, onları bu küçüklüklerinden kurtarmaya çalıştığını, hayatını ve kendini bu uğurda harcadığını anlatmaya çalışmış. Kitabının son satırlarında ise şöyle seslenmiş bu küçük adamlara:

 

“Bugüne dek bana yaptıkların ya da gelecekte yapacakların hiçbir şeyi değiştirmez.Beni ister bir dahi olarak göklere çıkar, ister akıl hastanesine tık,ister kurtarıcın olarak sarıl bana, ister casus diye darağacında sallandır. Zorunluluklar er geç canlıların yaşama yasalarını bulduğumu, bugüne dek yalnczca makineleri yönetmeyi beceren insanoğluna, bilinçli bir gerekle (amaçla), yaşamalarını yönetebileceği bir alet sunduğumu anlamaya, bu gerçeği kabul etmeye götürecek seni. Senin organizmanın sadık bir mühendisiyim ben. Bu bağlılığımdan bir an bile ayrılmadım. Çocuklarının çocukları, benim izimde yürüyecek ve insan doğasının iyi birer mühendisi olacaklardır. içinde bulunan yaşayan beyin, senin acunsal (evrensel) doğanın uçsuz bucaksız alanlarını gözler önüne serdim. Benim en büyük ödülüm budur.”

 

Biyografisini incelediğinizde her ne kadar tartışmalı ve eleştirel yönleri olsa da, ben bu kitapta küçük adamlara seslenen bu büyük adamın söylediği sözlerden çok etkilendim. Belki de bir insanı anlamak ve tanımak için onun sizlere nasıl anlatıldığını dikkate almaktan ziyade, onun düşüncelerini okumanız gerek. Her seferinde büyük geçinen küçük adamları dinlemek yerine, küçük görülen bu büyük adamlara da söz hakkı vermek gerek… Neyi neden yaptığını anlamak, onu bir de onun dilinden dinlemek gerek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir