Suç ve Ceza

Okuduğum kitaplar içerisinde beni en çok etkileyen kitaplardan biri olmuştur Suç ve Ceza. Kitap, baş karakterimizin yaşamının olduğu olayları, hisleri benim de derinden hissetmeme vesile olmuştur. Benim için kitap kültürümün başlangıcı olmuş, heyecan verici bir kitap. Bu düşüncelere sahip olan başka insanların varlığını da  bilmek mutluluk verici. Öyleki çıktığında Rusya’da gençleri ayaklandıran, yediden yetmişe herkesi hüzün ve mutluluk gözyaşlarına boğan mükemmel bir eser. Okuduktan sonra tadı damakta kalan, acaba bir sonraki sayfada ne olacak dedirten türden bir kitaptır. Romanın her satırında içinizden bir şeylerin çözüldüğünün farkına varacak ve duygularınıza engel olamayacaksınız. Bu romandan sonra Dostoyevski tadı hep damağınızda kalacak. Romandaki  ana düşünce; işlenen suçun cezası mutlaka çekilir. Aynı kitabımızın baş karakteri Rodion  Romanoviç Raskolnikov’ un  bedelini ödediği gibi. Raskolnikov başarılı bir öğrenci olmasına  rağmen ekonomik nedenlerden dolayı Hukuk Fakültesi’ni yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Yaşadığı sefalet yüzünden tefeci bir kadına boyun eğmek zorunda kalmış, ailesinin ona göndermiş olduğu harçlığı, tefeci kadına olan borcunu ödemek için kullansa da bir türlü borcu  bitmemiştir. Raskolnikov  bu  kadının toplum için zararlı biri olduğunu düşünmektedir ve kadnın yaşaması için hiçbir neden görmez. Kendinden emin bir şekilde Raskolnikov kadını öldürmeye karar verir. Ancak işler onun istediği gibi gitmez ve tefeci kadın ile birlikte tefecinin kız kardeşini de öldürmek zorunda kalır. Kimsenin kendisini görmediğini ve geride çok büyük bir olasılıkla bir iz kalmadığını bilmesine rağmen, bazı tesadüfler sonucunda Raskolnikov çok büyük bir tedirginlik içine düşer. O iyi yetişmiş, saygılı, kibar beyefendi artık bir katildir. İnsanlığını, masumiyetini yitirmiştir. İşte bundan sonra vicdanı ile hesaplaşma vaktidir. Vicdanı kendisini rahatsız etmeye ve inancını sorgulamaya başlamıştır. Vicdanını sorgulamasında çevresindeki insanlarnda etkisi oldukça fazla olmuştur. Cinayet mahalinde ipucu bıraktığını düşünerek olay yerine gider ve orada komiser Porfiry Petroviç ile tanışır. Hani şu mantık vardır ya ; katil mutlaka cinayet mahaline gelir. Galiba komiserimiz bu mantıkla hareket ederek Raskolnikov’dan şüphelenir. Tabi ki şüphesinde de haklıdır; ama bunu nasıl kanıtlayacaktır? Faturasını ödemediği için bir gün karakola çağırılır. Raskolnikov, işlediği cinayet için çağrıldığını düşünür ancak  yanılıyordur. Raskolnikov’ un telaşlı halinin yanı sıra birde karakolda bayılması komiserin şüphelerini  daha da arttırır ve cinayetin bir numaralı şüphelisi haline gelir. Romanın ilerleyen bölümlerinde ailesinin ve Sonya adında bir kadınında dahil olmasıyla Raskolnikov’un vicdani hesaplaşması giderek artar. Tesadüfler sonucu Sonya adlı bir kızla tanışması , Raskolnikov’un hayatını yoluna koyabilmesi için büyük bir ışık olmuştur. Sonya’nın yardımı ile vicdanına yenik düşer ve  onu dinleyerek polise teslim olur. Daha sonra cezasını çekmek üzere Sibirya’ya sürgüne gönderilir. Suçunun cezasını çekmeye başlaması Raskolnikov’da bir aydınlanmaya ve kendisinin yenilenmesini neden olur. O artık yeni bir hayatın başlangıcını yaşamaya başlamıştır. Kitabın ilk sayfasından itibaren yaşanan pişmanlıklar, duygu karmaşıklıkları bütün ruhani düşünceler,  kitabın son sayfasıyla yerini Raskolnikov’un yaşamış olduğu aydınlanma ve yenilenme ile bizleri de sarıyor. Burada yazdıklarım benim hissiyatlarımla ortaya çıkan cümlelerdir. Sizler de bu kitabı okuduğunuz zaman sizi saracak muhteşem duygulara sahip olacak ve zamanla da unutamayacağınız bir eser haline gelecektir. Keyifle okumanız dileğiyle…  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir