İnançların Sadeleştirdiği Hayatlar: Amişler

İnançlar, insanların hayatlarını önemli ölçüde şekillendirir. Hiç kuşkusuz insanların sosyal ilişkilerine, yaşam amaçlarına, kişisel ve toplumsal değerlerine, yaşam biçimlerine en çok etki eden faktörlerden biridir “inanç” kavramı. Belirli bir dini inancı  benimsemiş olan toplulukların o inancın gereği olan kuralları ve değerleri yaşamlarına uygulayış biçimleri de toplumdan topluma, kişiden kişiye değişebilmektedir. Amişler bu dini topluluklar arasında, çevrelerinden ve içinde bulundukları dünyadan soyutlanmış bir hayat süren, inançlarını oldukça katı kurallar çerçevesinde yaşayan bir topluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

“Amiş”, gelenekçi ve tutucu bir Hristiyan mezhebidir. Bu mezhebe bağlı kişiler olan Amişler ise oldukça sade bir yaşam tarzını benimsemektedir. Amişlerin kökeni 16. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Amerika’nın Pennsylvania, Ohio ve Indiana gibi eyaletlerinde, Kanada’da ise Ontario bölgesinde yaygın olarak yerleşmişlerdir. Amişlerin ilk ortaya çıkışları yüzyıllar öncesinde, kişinin doğar doğmaz vaftiz edilmesini reddetmelerine dayanır. Onların inanışlarına göre insanlar doğduklarında değil, kendi inançlarını seçebilecek yada geldiklerinde vaftiz edilmelidir. Amiş kilise mensupları genellikle 16-25 yaşları arasında vaftiz edilir. Bu, Amiş kilisesinde aynı zamanda evlilik için bir ön şarttır.

 

 

Saçlarını bir çeşit bone ile kapayan Amiş kadınları evlenene kadar siyah başlık, evlendikten sonra ise beyaz başlık takarlar. Renkli kıyafetler giymezler. Genellikle koyu renklerde ve uzun kıyafetler giyerler. Mücevher takmazlar ve makyaj yapmazlar. Kadınlar saçlarını da nadiren kestirirler ve başlıklarının içinde toplarlar. Genellikle ev işleriyle uğraşmakta, evlerine ve çocuklarına hizmet etmektedirler. Bunun varoluş amaçları olduğuna inanırlar. isa’nın da insanlığa hizmet için gönderildiğini ve hizmet etmenin çok kutsal bir görev olduğunu dile getirmektedir.  Amiş kadınları, nadiren de olsa bazı kadınlar el yapımı tekstil işleriyle uğraşarak aile bütçesine katkıda bulunabilmektedir.

 

Erkekleri evlendikten sonra bıyıksız sakal bırakır. Bu onların evli olduklarını simgeler. Onlar da renksiz ve sade kıyafetler giyerler. Yaz aylarında hasır şapka, kış aylarında ise koyu renk şapkalar takarlar. Erkekleri ailelerine bağlı ve çalışkandır. Dünyevi kaygılar taşıdığını düşündükleri için siyaset ve devlet işlerinden uzak dururlar. Savaşa karşıdırlar, askere gitmezler. Vergi ödemezler. Devlet ise onların bu kararlarına kamuoyunun da baskısı ile saygı gösterip herhangi bir yaptırım uygulamamıştır.

Amişler teknolojiden ve onun sunduğu imkanlardan da oldukça uzak bir hayat sürdürmektedirler. Elektrik kullanmazlar, geceleri mum ışığında otururlar. Telefon, otomobil ve bilgisayar gibi çağımızın en çok kullanılan teknolojik ürünlerini kullanmazlar. Sadece köy merkezinde acil durumlar için kullanabilecekleri bir telefon bulunmaktadır. Arabaları ise gençlerin uzaklaşıp dünyevi zevklere dalabileceği gerekçesiyle yasaklamışlardır. Sadece kendi işlerini görebilmek için kullandıkları atlı arabaları vardır. Amişler fotoğraf çektirmeye de karşıdırlar, roğmin günah olduğuna inanırlar. Bu nedenle çocuklarının oynadığı oyuncak bebeklerde bile yüz imgesi bulunmaz.

 

Geçimlerini genel olarak tarım ve hayvancılıkla sağlarlar. Hiçbir teknolojik imkanı kullanmayan Amişlerin ürettikleri ürünler, tamamen organik olduğu için diğer ürünlere kıyasla yüksek fiyatlarda olmasına rağmen oldukça fazla alıcı bulmaktadır. Amişlerin bir diğer geçim kaynağı da marangozluktur. İnançlarına göre bir malı değerinden fazla fiyata satmak günah olduğu için, tamamen el emeği olan bu ürünleri oldukça makul fiyatlara satan Amişlerin ürünleri toptancılar tarafından adeta kapışılmaktadır.

Amişler hemen her türlü ihtiyaçlarını topluluk içerisinde imece usulü ile karşılarlar. Yeni evlenen bir çift için hep birlikte ev inşa ederler. Bir hastalık durumunda mümkün olduğunca kendi imkanlarıyla tedavi etmeye çalışırlar. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise yine kendi aralarında topladıkları paralarla hastalarını tedavi ettirirler.

İsa’nın yaşadığı gibi bir hayat yaşamanın doğru olduğuna inanırlar. Kendi aralarında Almancanın bir lehçesini konuşmakta ve ibadetlerini Almanca yapmaktadırlar. Çocukları, kendi kiliselerinin yönettiği okullarda yalnızca 8 yıllık bir eğitime tabi tutulmaktadır. Lise ve sonrasındaki eğitimin dünyevi zevklere onları yönlendireceğini düşünmektedirler. Ancak isteyen bazı aileler, toplulukları tarafından herhangi bir baskıya maruz kalmadan kendi imkanlarıyla, çocuklarının lise eğitimi almalarını sağlayabilmektedir.

2006 yılında bilinmeyen bir nedenle, Amiş topluluğu dışından bir yabancı Pennslyvania’daki bir Amiş okuluna girip silahlı saldırıda bulunarak 5 çocuğu öldürmüş ve sonrasında intihar etmiştir. Bu olay 2010 yılında “Amish Grace (Amişlerin Merhameti)” isimli bir filme de konu olmuştur. Filmde, yaşanan bu acı olaya yer verilmiş, bu olay çerçevesinde Amişlerin güçlü ahlaki duruşları konu olarak işlenmiştir.

Haklarında sayısız belgeselin çekildiği, makalelerin yazıldığı bu mütevazi insanların yaşamları, dayanışmaları, hoşgörü ve ahlak anlayışları gerçekten hayranlık uyandıracak boyutta. Her ne kadar onların yaşamları bizlere çok uç yaşamlar olarak görünse de, kapitalizmin ve modern dünyanın kölesi haline gelmiş bireyler olarak; Amişlerin hayata karşı duruşlarından, inançlarına ve değerlerine bağlılıklarından, ahlak anlayışlarından ders almamız gereken çok şey var…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir