Gençlik Özlemi

Gençlik ahh gençlik.. Yaşanabilecek en güzel anlar en mutlu hatıralar. Aklından şöyle bir iç geçirerek bahsedebileceğin dönemler. Her şeyi dibine kadar yaşadığın aslında hiçbir şeyin umurunda olmadığı dünyanın senin etrafında döndüğünü sandığın umutların peşinde koşturduğun yaşam sürecin.

 Şimdi ile geçmiş arasındaki köprüden bahsedelim biraz da. Yüzünde kırışıklıklar yoktur, bir takım yaşanmışlıklar yüklü derin çizgiler de.  Son demlerini yaşadığının hissi de barınmaz yüreğinde. Çay bardağını alırken titreyen ellerin, yerli yersiz fırlayan tansiyonunla da tanışmamışsındır daha. Saçlarına aklar düşmemiş, hayatının da asır yükü omuzlarını çökertmemiştir. En iyi arkadaşın da tahta bir asa değildir o zamanlar. Biri çıkıp da zilini çalacak diye umutla bakan bir çift gözle de henüz tanışmamışsındır. İnsan gençliğinin verdiği güzellikleri yaşlandıkça anlıyor aslında. Su gibi akıp giden zamana takılıveriyoruz farkında olmadan ya da olamadan. Zaman çarkı döndükçe biz de koşturuyoruz peşinden bazen engellere takılıp tökezleyerek bazen de dümdüz bir yolda koşarmışcasına. Tadına varmaya çalışıyoruz gençlik şarkısının.

  Zamanın son demleridir artık, bir ayağın çukurda derler ya bazıları işte o misal. Gençliğimi geri verseler neler yapmazdım dedikleri dünya. Neler yapılabilirdi acaba? Geçmişe döndürsek yaşlı bir amcayı. Yapar mıydı yaptığı hataları yoksa gençliğin verdiği cehaletle tekrar atar mıydı kendini aynı ateşe. Boşa geçirdiği vakitlerini nasıl doldurabilirdi, nasıl daha hayırlı bir evlat olabilirdi, anne babası için ya da kendisine düşen görevleri eksiksiz olarak yerine getirebilir miydi? Ona bakarsak eğer evet her şey eksiksiz olabilirdi hayatında. Olduğu konumdan çok daha farklı bir yerde varlığını sürdürebilir ve bambaşka bir kişiliğe bürünebilirdi. Oysa ben öyle olduğunu düşünemiyorum. Neden dediğinizi duyar gibiyim. İnsanlar hata yapar; çünkü doğruyu yanlışı deneme yanılma yoluyla da kavrayabilir. Önemli olan hatalardan ders çıkarabilmek ve minimum seviyede zararla olayın içinden çıkmayı başarabilmektir. Belki de o amca yine aynı hataları yapacaktı ya da en azından bir kısmını. O hayat onundu. Yaşadıkları hatıralarının bir parçası geleceğinin umut ışığıydı. Geçmişiyle birlikte hazırladı geleceğini. Hadi sildi bütün hatalarını diyelim  nasıl ders çıkarmayı öğrenebilecek bir zorlukla karşılaştığında başa çıkabilecek mi yenebilecek mi hayatı ?

  Bütün bunları ne ben bilebilirim ne de bir başkası. Hayat onun, seçim onun. Çünkü insan kendi iradesiyle mutlu olur, huzur bulur. Bırakalım da insanlar doğrularıyla yanlışlarıyla yaşasın hayatı, kendi seçsin yaşamını. Eninde sonunda budur hayat bir varsın bir yoksun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir