Büyüyünce Anlarsın

Soğuk, çok soğuk… Güneşin inadına yakmak istediği zamanlarda, inadına gölgelerden kaçarken yine de hayat çok soğuk. İçinde biriktirdiklerin ince belli bardakta bekleyen çay kadar soğuk. Yalnızsın, belki de çok çaresiz. Çokluk içinde yokluk! İşte aynen bu değil mi? Bir filmde duymuştum, hiçbir şeyi olmayan birinin her şeyi olur mu? Yani senin de her şeyin var ama hiçbir şeyin yok. Aslında sende saatin yelkovanına takılıp mecburi ve ömrü bitince duracak bir saatsin. Kaldırımda ki suçsuz yere tekme atılan bir taşsın belki. İçin de kopan fırtınalarla yüzleşmeye korkan birisindir ya da avuntularla yaşayıp, sabahları yüreğinde ki o ince sızıyla uyananlardansındır. Kim bilir seni senden başka? Gökyüzündeki o kayan yıldızdan umutlanacak kadar umutsuzsun. Hissetmeyi unutmuş gibi, kendini unutmuş gibi, yaşamdan hatta yaşamaktan kendini soyutlamış gibisin. Gözlerinin altında ki o bıkmışlığı gördükçe aynaya her baktığında belki de ölümün soğuk nefesini ensende hissetmiş ama öylece kalmış gibisin. Eskisi gibi değilsin, aslında hiçbir şey eskisi gibi değil. İnsanlar mesela… Onlar çok delirtti. En yakın bildiğinin düşman olabileceği bir devirdeyiz maalesef. Kötüler, gerçekten çok kötüler. Can yakmak için insanlar birebir. Kimsesiz bırakmakta üstlerine yok zaten. Bir de ne var biliyor musun? Bunlar büyüdükçe daha ağır gelmeye başlıyor. Boğacak gibi, hep eller boynunda ve hep ramak kalır mutluluğa. Büyüdükçe olur bunlar. Çünkü büyüdükçe daha hazindir ve daha zalimdir insanlar, anlarsın. Beyninde kocaman bir oda oluşur. Gün boyu, bazen yıllar boyu aynı şeye kafa yorarsın. Sonra kendine sorarsın, geriye bakarsın o insan çoktan unutmuş gitmiş. Böyle işte büyümek, aslında lanetlenmek gibi bir şey. Çocukken olaylara ya ağlarsın ya da kahkahalar atarsın. Ama büyünce ya oturur kafa yorarsın ya da bedeninde ki her hücrede o olayı yaşarsın. Ağlarsın ama kahkaha atamazsın, zorlaşır. Sende büyüyorsun bak. Ve daha tonlarca yükler var omzunda. Biliyorum, zor zamanlar bunlar. Biliyorum burun burunasın hayatla, savaşla. Ama yapma. Kendine bunu yapma. İnsanın kendini, kendi zindanına hapsetmesini iyi bilirim. İyi bilirim ben canın yandığında hırpalanıp çarptığın o duvarları. Bilirim, çünkü ben büyüdüm. Sende büyüyorsun, daha büyüyeceksin. Büyümenin en aptal yanı da her şeyi büyüyünce anlayacaksın. Büyüklerimizin bize hep söylediği o sözü unutma çocuk ”büyüyünce anlarsın”. Ama sen asla uçurtman? kaybetme çocuk! Sen asla vazgeçme gökyüzünden, içinde ki sesi dinle, çamura düş ama çamurlaşma, hayata küs ama sırtını dönerek uyuma. Ve asla isyana yer verme kalbinde. İsyan kötüdür çocuk. Neyse bunu da büyüyünce anlarsın… Bir de masalların sonunda hep iyiler kazanır ya hani, sen farz et ki öyle. Nasılsa hayatın bir masal olmadığını büyüyünce anlarsın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir