Antika

Antika yıllanmıştır. Her eşyanın ayrı ayrı hikayesi vardır. Hepsinin ayrı bir dünyası. Antika deyince akla tarih gelir, hikayeler, kültürler gelir. Ben bir obje olarak görmem antikaları çünkü onlar nostaljiyi yaşatır. Bense nostalji aşığıyımdır. Antika deyince aklıma antikacı Ahmet dedenin antikalarını müşterilerine satarken ki suratına mutluluk yerine hüzün yansıması geliyor. Çünkü antikaları dükkanında azaldığında mutlu olmuyor tam tersine üzülüyordu, çünkü o antikalarıyla mutluydu. İşte böyle bişey antika sevdalısı olmak..
Hem satmak istersin dükkanında sabahtan akşama kadar beklersin hemde alıcı olduğunda için gider, yüreğin erir, almasın kimse dersin böylesine de antikacı denir..! Antikacı deyince babam gelir aklıma nasıl sever eskiyi.. Tarih kokan bir kitabı okumayı, tarih kokan bir fincanda kahve yudumlamayı nasıl sever antikacı Hasan dede ile sohbet etmeyi saat, radyo, çanta, bavul koleksiyonu yapmayı tüm sevdiklerine antikacıları anlatmayı, aldığı şeyleri büyük bir heyecanla tek tek göstermeyi, İstanbul’a gelince bütün antikacıları tek tek dolaşmayı, anılar biriktirmeyi nasıl çok sever..! Ve bende antikaları git gide daha çok sevip daha iyi anlıyorum bu sevgiyi, olur mu demeyin oluyor bir gün yan sokakta yatan vosvos hurdası kalbinizi çalabiliyor mesela çürüktür, paslıdır, pistir ama rüyalarınıza girer.
Antika sevdalısı olmak ansızın başlar. Kimi ben gibi en büyük hayalini antikayla kurar..! Daktilo ister, gramofon ister, vosvos ister. Kimi ise çini sobalara şiir yazar..!
🎪📽📻⏰📺☎️⏱🔦📞⌛️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir