Tatar Çölü

Ne anlatıyor bu kitap; HİÇ. Niye anlatıyor? Çünkü her şey içinde var yani hiçbir şey. Bir Tatar Çölü’nde gözleri ufukta o büyük savaş gününü bekliyor herkes. İşte o gün gelecek ve bütün hünerler sergilenip, önemli bir insan olmanın tatlı şarabı içilecek. Sabredilen, beklenen her şeye değmiş olacak. O yüzden biri ufukta bir şey yok, savaş çıkmayacak derse öldürülmesi gerekir. Bu acı gerçek çöldeki tek anlamı yok edecektir. Ufukta bir savaş olmasa da söylentisi olmalıdır. İnsanlar gerçeklerle yaşamaz. O yüzden Tatar çölünde gerçeği söyleyenlerin boynu vurulur ya da atlara sarılıp ölür bu gerçekçiler. İnsanlar ufukta bir şey olmadığını bilir ama varmış gibi davranırlar. Çölde yaşamanın tek yolu budur. Bir gün gelirde ufukta bir savaş olmadığı ve beklenen zaferin hiç gerçekleşmeyeceği anlaşıldığında ölüm tatsız ve bilinen bir konuk olarak geliverir. Artık ölmek için bir sebep kalmaz. Bir arkadaşın gereksiz bir sıkıcılıkla konuşması, çalan ya da çalmayan bir telefon, deliğe girmeyen bir anahtar; her şey ölümü çağırabilir. Tatar Çölü’nde var olan tek şey ufuktaki savaş beklentisidir. Bu olasılık kalktığında bir lahanayı ikiye bölmekle kendini öldürmek arasında fark kalmaz. İşte bu romanın hiçbir şey anlatmayan koca öyküsü. MEDİNE TOKAY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir