Yanık İzi

 

Birçok insan girer hayatımıza; çok ama çok sonra anlarız bizim için ne ifade ettiklerini, bizdeki yerlerini zamanlardan sonra buluruz.

Benim çok arkadaşım da oldu, çok olmasaydı keşke diye sitem ettiğimde. Büyüklerimizin dediği gibi “her şeyin fazlası zarar”. Tuzun, yemeğin, çayın ve daha birçok şeyin, özellikle insanın. En büyük zarar çokluktan gelirmiş bunu anlar işte insan zamanla. Aslında hiçbir şeyde yapmazlar ya hani işte! Sorun da o zaten hiçbir şey yapmazlar, inceden inceden hayatınızı acıtmaya başlarlar. Oysa siz gözünüz kapalı dostum demişsinizdir; biraz ilgi, biraz şefkat, hele bir de dertli biriyseniz tam 12’den vururlar sizi ve kalbinizi açarsınız şüphe etmeden. Zamanında size ‘herkese güvenme’ diye defalarca söylenen o iki kelime uçup gider aklınızdan. İnsanların çiğ süt emmiş olmasını, çıkarları için sizi gözden çıkaracak olması, sırf kendilerinin mutluluğu için sizi ezip geçeceğini ve bencil olmalarını hesaba katmadan hesapsızca dostum dersiniz. Dersiniz ama düşünmeden sizi kırdıklarında asla kendilerinde suç bulmazlar çünkü; onlar mükemmeldir, asıl suç sizdedir. Evet sizdedir çünkü hesapları hesapsızca umursamayan sizsiniz!

Sonra ne mi olur? Kırıldığınızla kalırsınız. Hayatınızın en güzel zamanları diye nitelendirdiğiniz o zamanlara lanet okumaya başlarsınız. Nedenler nedenleri doğurur, pişmanlıklar sarar her gününüzü. Bir anda tanımadığınız belki de hiç tanıyamayacağınız milyonlarca insanlardan nefret etmeye başlarsınız. Küsersiniz hayata.. Güven denilen o kavram anlamını yitirmiştir çoktan. Basit ama en can alıcı nokta da budur işte; güven. Öyle bir hale getirirler ki sizi kendiniz dahil, yüzüne baktığınız her kişiden şüphe duyarsınız lakin onların suçu ne! Kafanızdakiler, içten içe sizi kemiren o ince sızı engel olur bunu düşünmenize. Suçludur gözünüzde, insan denilen herkes suçludur, yenilmişliğin,kandırılmışlığın verdiği lanet olası bir duygudur… Geçmez, hiçbir şey geçiremez o acıyı, siz tekrar tekrar vurursunuz kafanızda o insanları. Ve kurşun bittiğinde içinizde verdiğiniz o tek taraflı savaş da biter. Çok saçmadır ama hiçbir şey değişmez, siz değişirsiniz her şey, herkes değişir ama içinizde ki değişmez kalır, bir yanık izi gibi… Değişmese de alışmış olursunuz. Canınız yanmaz  hatta daha güçlü olursunuz ama izi kalır işte. Hayatımıza giren herkes bir iz bırakır…
Bir yanık izi…

BETÜL HARMANBAŞI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir