TARİH 18 MART 1915…

‘’Bizler ne yaparsak yapalım ödeyemeyiz onların hakkını.

 O kahraman askerlerin vücutları demirden kaleydi düşmana,

 Bizler rahat uyuyalım diye onlar aylarca uyumadı,

 Bizler tok yatalım diye onlar günlerce aç kaldı,

 Bayrak inmesin, ezan dinmesin diye siper oldular düşmana,

 Ama Düşmediler… Vazgeçmediler… Yıkılmadılar… Yılmadılar.

 Bu hak ödenmez! Ne yaparsak yapalım bu hak ödenmez arkadaş! ‘’

Nasıl anlatsam ki sizlere ÇANAKKALE’ yi ? Nasıl resmedeyim sizlere bu şaheser tabloyu? Bu kahramanlara dair duygularımı nasıl dile getireyim, bilemedim. Ama bugünü anlatmak, hiç olmazsa elimizden geldiği kadar bu günü hissetmek, hissettirmek ve en önemlisi de bu toprakların ne kadar zor kazanıldığını yazmak bizlerin birer borcu olduğunu düşünüyorum…

Bugün bizler için toprağa düşmüş 250 bin şehidin şehadet günüdür. Deniz harbinin kazanıldığı, düşman gemilerinin boğazın sularına gömüldüğü hüzünlü zaferin günüdür. Tarih 18 Mart 1915’i gösteriyordu. Tarihin kanlı sayfalarına dökülmeye başladı, destansı bir azmin ve tüyleri diken diken eden bir mücadelenin öyküsü. Yoksulluk içinde zamanın en güçlü devletlerine ve zamanın en ileri silahlarına topyekûn direnildiği gerçek bir destandı Çanakkale. Alınları öpülesi binlerce kahraman, dünyanın en kanlı savaşına bu topraklar için dâhil olmuştu. Bu topraklar için seve seve ölüme gitmişti nice körpe yiğit. Ve nice cengâver Mehmetçik dünyaya kafa tuttu, ‘bir an bile düşünmeden.’ Gittikleri yoldan geri dönmeyi hiç düşünmediler. 7 düven kudurmuşçasına saldırdı o isimsiz kahramanların üzerine. Koskoca bir milleti yok etmekti düşman kuvvetlerindeki gaye. Kana bulamaktı ‘’Çanakkale’yi, Gelibolu’yu, Arıburnu’nu, Conkbayırı’nı… ANADOLU’ yu.’’ Ama aslan gibi durdu karışlarına 250 bin isimsiz kahraman. ‘’DUR!  Ötesi size ölüm olur, ötesi size haram olur, geçit yok buradan. Burası iğne ucu kadar geçidin olmadığı son kale: ÇANAKKALE.’’ dedi kahraman yiğitler. Öyle de oldu!  İsimsiz binlerce kahraman bir tane düşman askerine bile geçit vermedi. ‘’GELDİKLERİ Gibi GERİ GİTTİLER.” Albay MUSTAFA KEMAL’ in deyimiyle. Bu topraklara namahrem elleri sürdürmediler. Kısacası tarihe isimlerini altın harflerle işlediler nakış nakış. Doğrusunu söylemek gerekirse insanlık onuru için verilmiş bir mücadeleydi, Çanakkale. Evvela savaşta; düşman öldürmekten ziyade insanı kazanmak esastır’ gerçeğini öğrettiler. Daha sonraysa düşman askerini savaşın ortasında sırtlayarak sipere getirmek olduğu, az önce kendisine kurşun sıkan düşman askeri ile kumanyasını paylaşmak olduğunu… Ve daha nice insanlık derslerini gösterdiler hem de tüm gerçekliğiyle. Onları yazmaya kalem yetmez, kâğıt yetmez, lisan yetmez, ömür yetmez. Hiçbir şiir, hiçbir yazı, hiçbir makale ve hiçbir anlatım bu tarihi gerçekleri şu fotoğraftaki kadar açık ve net ifade edemezdi. Onlar tarihe yazılması gereken her şeyi mermi gibi ÇAKTILAR zaten.  BU MİLLET SİZE MİNNETTAR, BU VATAN SİZLERE MİNNETTAR… Yoksulluk içinde bu bayrak için yazılan destan ve bu millet için dökülen kan; asla ve asla unutulmayacak. Rabbim onlara gani gani rahmet eylesin ve bizleri onların şefaatine nail eylesin.

Yazıma usta şair Mehmet Akif ERSOY’ un Çanakkale yiğitlerine yazdığı ‘ÇANAKKALE’ şiirinden bir dizeyle son vermek istiyorum.

Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir