Kadınımız

Son zamanlarda bu konu hakkında çokça yazılar yazılmış ve tartışma programları yapılmıştır. Gidişata bakılırsa daha çok da gündemimizde olmaya devam edecek. İlk yazımda bu konuyu ele almamın sebebi olarak; sizlere insanlar rahatsız olduğu durumları kalem aracılığı ile kağıda dökerse kendini bir nebze olsun rahatlatmış hisseder ve kendisi gibi düşünen insanları bir çatı altında toplayabileceği hissi doğmasından kaynaklanmaktadır.

Sosyal gündemi çok sıklıkla takip eden bir birey olarak her gün haberlerde bir kadın cinayeti ile karşılaşıyor olmam artık sıradan bir hal almış vaziyette. Hatta şöyle ki bir gün içerisinde kadın cinayeti duymayınca artık şaşırır oluyorum.

Yaradan her topluma yol gösterici olarak bir peygamber göndermiş ve son Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (s. a. s) “Anne Cennet kapılarının ortasındadır.” (İbn Hanbel, V, 198); “Cennet annelerin ayaklar? altındadır.” (Nesâî, Cihad, 6) buyuruyorken insanların dünyayı kadınlara cehennem etmesi nasıl bir vicdan duygusudur?

Yaklaşık bir ay önce almış olduğumuz üzüntülü bir haber (Özgecan Aslan) ile ülkemiz bir bütün olup el ele verince kadınlara karşı hassasiyet içinde nasıl davranılacağını göstermiş oldu. Peki kadınlara karşı ince bir davranış sergilememiz için başka kadınlara zarar verilmesi mi gerekir? Örneğin sokak da yürürken bir erkeğin bayana karşı sarkıntılık diye hitap ettiğimiz olay yani taciz etmesine göz yumuyorken nasıl olacak da birlik içerisinde bütün kadınları savunacağız?

Geçen gün sosyal mesaj içerikli bir video izledim. Bağcılar ve Nişantaşı olmak üzere 2 farklı yerde deney yapılıyor. İlk deney de; bir evde son ses müzik açarak şarkı dinleniyor ve 2 farklı yerde de insanlar komşularının evine gelerek nazikçe uyarma gereği duyuyorlar ve deneyde istenilen sonuç elde ediliyor. Ancak bir diğer deneyde; kocasından dayak yiyen bir kadının bağırış seslerini yansıtan ses kaydını son ses açıp insanların duymasını sağlıyorlar. 5-10 dakika bekliyorlar ve kapıyı çalan bir vatandaşımız olmuyor. Deney başarısız oluyor. Benim buradan çıkardığım sonuç atalarımızın dediği gibi;
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.”

Şimdi diyebilirsiniz ki evet haklısın bunları bizde düşünüyoruz peki bunları düzeltmek için ne yapabiliriz? Ben bu olaylarn giderek artmasında ki en büyük sebebi dini eksikliklerimizin artmasına başlıyorum. Dinine bağlı bir erkeğin; Peygamber efendimizi örnek alarak yaşamına ona göre yön vermesini ve kadınlarımıza nasıl değer verileceğini kutsal kitabımızdan veyahut hadis-i şeriflerden öğrenebileceğini düşünüyorum. Ayrıca tv programlarının ve dizilerin sosyal hayatı olumsuz etkilediği düşüncesindeyim. Günümüzde ailenin en küçük bireyi dahil tüm aile tv de pornografik içerikli program ya da dizileri izleyerek bilinç altına bu görüntüleri kaydetmesi sonucu bu olaylara merak duyması. Öğretmenlere bu konu da ayrıca büyük bir görev düşmekte. Bir öğrenci ailesinden çok öğretmeni ile vakit geçirdiğinden öğretmeni öğrenciye bir evlat sevgisi vererek yaklaşırsa öğrencilerin ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı düşünen birey olmasını sağlayabileceklerine inanıyorum. Bu konu da özel önlemler alınması taraftarıyım.

Her zaman okumaya meyilli olursak inanıyorum ki ülkemizde bu tür olaylar daha az rastlanır hale gelecek.

Okuma zevkini kazanmayanın öğrenimi yarıda kalmıştır. – P. Peacut

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir