Aştır, Aşktır Bende Yazmak

Ya yazamasaydım diye düşündüm ya kelimelerimle dahi olsa kendimi anlatamasaydım halim ne olurdu? Düşünsenize; kendi içinizde kendini öldürmek gibi bir şey. Hep ağlardım herhalde ya da hep isyan hep bir yetmemezlik. Belki de gün gelir yakardım gemileri, kim bilir. Belki kaderim deyip razı gelir, başımı önüme eğerdim. Ya da alıp başımı giderdim, kendimden kendime kaçarcasına giderdim.
Sus pus yaşamak nedir bilmem. Hiç konuşamasam bile kağıdım bilir onunla konuşurum, kelimelerim yeter bana. Yargılamadan, asmadan kesmeden dinler beni onlar, gözümün içine baka baka. ‘Sus sen burada hatalısın’ demez; çünkü onlar öyle bir yerde konuşur ki ben vicdanımla baş başa kalır hatam? anlar yazarım onu da çekinmem. Mesela egosu yoktur onların, üstten bakmazlar, bir hatanla silip atmazlar; çünkü onlar sendir ve insan? kendinden başka kim anlayabilir? Eğer yazamasaydım ölmüş bile olabilirdim şu anda. Gülmeyin…Ciddiyim. Çok büyük acılar çektiğimden, ahlar vahlar ettiğimden değil, olmazdım işte yazamasaydım, yaşayamazdım. Yazamasaydım yapamazdım. Hatta yazamasaydım hıçkıra hıçkıra ağlayamazdım. İyi-kötü, güzel-çirkin, dost-düşman ne varsa yazdım, çokta iyi yaptım. Çünkü kimsem olmadığında ben onlara sığındım. Kelimelerim bana kucak açtı. Çünkü çaresizliğimde onlar gözyaşımı sildi, ağladı kelimelerim. Sonrasında umut verdi, yaşama sebebi verdi, ortada tek bir sebep yokken yaşamalısın dedi. Yaşadım bende hala yaşıyorum, yaşıyorum ve yazıyorum…
Anlamlı anlamsız kurdum cümlelerimi, kimine ‘bu ne ya’ dedim saçmalama, sonra baktım ki saçmalayan ben değildim. Evladım gibiydi silemedim, atmadım, tek kelimesine dokunmadım, sakladım, içimde sakladım. Darda mı kaldım, hemen onlara sarıldım; olmadı mı aldım kalemimi yazdım ne varsa yazdım, bazen küfrettim ama yazdım, içimi akıttım, kinimi, sinirimi, öfkemi kustum. Sonrası büyük bir huzur, sonrası müthiş bir ferahlık. Ne diyorsun sen diyen yok, sözlerimi başka tarafa çeken, anlamaktan aciz anlamsız insanlar yok. Anlatmak istediğimi anlatıp hayata sarılıyorum, her defasında yeniden.
Bir an geliyor kâğıtta susuyor kalem de susuyor, en kötüsü yürekte susuyor. Ne yaparsan yap kelimeler dökülmüyor yürekten kaleme, kalemden kâğıda. Bu boğazının düğümlenip konuşamamaktan da öte acınası bir hal. Sanki her bir zerrenin ince ince kesilmesi ama hiçbir şey hissetmemek, evet tam da böyle bir şey. Ve ansızın yanaklarından süzülen bir gözyaşıyla kendine gelip bir sigara daha yakıp hadi başla geçti demek gibi bir şey, geçmese bile…
Lafın özü aştır, aşktır, hayattır bende yazmak… Beni ben yapan kalemdir kağıttır, yürekte talandır lakin yürekten benliğimle soluduğum havadır…

BETÜL HARMANBAŞI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir