Dedem

Dedemmm..!
Sen öldün..
O sabah güneş öldü.
Mavilikler kayboldu ömrümde.
Yeşiller yerini sarıya, hüzne sonbahara bıraktı..!
Yaşadıklarımız yerini yaşayamadıklarımıza ve yaşayamayacaklarımıza bıraktı.
Dedem..
Sabahın saat 7’yi gösterirken çalan telefondu acı haberi veren, nefes nefese arayan babaannemdi, bağırışı hala kulağımda.
O günden sonra daima sabah telefonları olmuştu beni hep ürküten ve ürkütmeye devam edecek olan..
O telaş, o korku, o umut ve dua ile hastaneye giden babamın direksiyondaki halini hayatım boyu unutmam..
Senin öldüğünü duyduğum o sabah, kalbimin durduğu halde nasıl yaşadığımı, yaşanabildiğimi düşündüm.
Dedemm..
Sen öldün.
Yemin ederim bölündüm.
Parçalar mıydı dağılan hayatımda yoksa tam olan şeyin artık olamayacağı mı beni parçalamıştı anlayamadım..
Sen öldün..
O sabah defalarca kez inanmadım ve defalarca kez seninle bende öldüm, hep dönecek hayata ve ben yine sevicem saçlarını yine yatıcam göğsünde yine mutfağın camında demli çaylarımızı içerken yapacağız mahalle dedikodumuzu, yine çocuk ruhumu besleyecek ve yine bana papatya gül toplayıp su bardağını vazo yapıp vereceksin o mutlu o tatlı surat ifadenle yine televizyonun içindeki insanları yanında sanıp konuşacak ve ben senin o halini keyifle izleyeceğim dedim.. Dedim ve uzunca bekledim ne çiçek geldi, ne gül, ne de sadece sana özel olan bardaklı vazo..
Ve ben o özlem, o olmayış ve olamayacak olan yokluğunun duygusunu hissettiğim anda keşke diye dualar ettim, sana; bir kez ya bir kez daha sarılmak için neler vermezdim.
Bir saniyesi için bile neler vermezdim..!
Sen öldün..
O sabah yıllarca solmayan o çiçeklerin hepsi birdenbire soldu.
O evin kokusu azaldı.
Dedişkommm
Ne çok ne büyük bir sevgi bu.!
Tarifi yok.
Anlatımı yok.
Kimsenin anlamayacağı, kimseye anlatamayacağım bir sevgi bu.
Sen öldün..
O sabahın bana verdiği paniği, telaşı, hüznü, acı ve üzüntüyü hiç birşey de hissetmedim.
Bu hayatta hiç birşey beni bu denli sarsmadı.
Sarsmamıştı..!
Hayatımda ilk kez bi bayram sabahı senin ellerini öpemedim, ilk kez babalar gününde sana hediye alamadım, ilk kez doğum günümde yanımda yoktun, ilk kez yeni yıla seninle giremedim..!
Hani her yıl merak edip aldığın milli piyango bileti var ya dedemm, bu yıl o görev benim.! O bileti senin şansına alacağım..
Sen öldün..
Evine giremedim
O adımı atamadım, dış kapının diğer tarafında bir an öylece bekledim.
O evin kapısını her çaldığımda babaannemle beraber sen açarken kapıyı, ilk kez seni babaannemin yanında göremedim ve ben o an da bir balonun için de sıkıştığımı nefes alamadığımı ve almak için de çabalamadığımı gördüm.
Evin içine doğru o adımı atmamak için kendini zorlarken ki babaannemin çığlığı kulaklarımda hala.
Nerdesin mıstığımmm..
Biz bu evden ikimiz çıktık, şimdi ben tek mi gireceğim bu eve nerdesin sen mıstığım diye diye inletti apartmanı.
Ah dedem bilsen nasıl özledim!
Bu satırları yazarken de sana yazdığım her satırda da boğazım düğüm düğüm burnumda bir sızı oluyor, gözlerim o saniye doluyor benim..!
Bugün tam bir sene oldu..
Kısa görünen ama benim için koskoca süre olan tam bir sene.!
Zaman hızlı mı geçmişti yoksa biz yaşadığımız o tarifi olmayan acı ile zamanı durdurmuş muyduk ve ilerledi mi sanmıştık?
Emin olamadım.

Seni çok seviyorum DEDEM.!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir