Hayat Arkadaşım Kitabın Teknolojiyle Savaşı

Kitaplar, içinde binlerce cevher barındıran bir hazinedir. Kitap okuyan insanlar, kitap okumayan insanlara nazaran her daim bir adım öndedir. Kitaplar öyle bir dosttur ki bizler ne zaman onları bir köşeye atsak da bizi küsmeden, sıkılmadan bekler ve bizim tekrar ona kavuşacağımız anın hayali ile yaşarlar.

   Kitaplar için onca çaba harcanılırken bizler bu saygıyı yazarımıza, yazarımızın duygularına, kalemine ve zamanına, kitap basımındaki matbaacının çabalarına saygı göstermemeye devam ediyoruz. Yapılan resmi araştırmalar sonucunda halkımız günün 6 saatini televizyon izleyerek, 3 saatini internet kullanarak geçirirken günün yalnızca 1 dakikasını kitaplara ayırıyor. Ayrıca Avrupa’da %21 kitap okunma oranına ulaşmış iken bu oran Türkiye’de 1000 kişiden 1’i olarak istatistiklere damga vurmuştur. Avrupa ülkeleri arasında kitap okuma oranında en son sırada yer aldığımızı biliyor muydunuz?

    Teknoloji ve kitap arasındaki savaşı görünen o ki teknoloji kazanmış vaziyette. Kendimizi son zamanlarda telefon, bilgisayar ve televizyonun kölesi haline getirdik. Bizler bu sayede sonsuz dostluk sahibi kitaplarımızı unuttuk hatta evlerimizde bulundurmaktan bile aciz hale geldik. Oysaki bundan 10 yıl öncesine kadar evlerimizde ansiklopediler, dünya klasikleri, dünyada nam salmış yazarlarımızın en önemli kitapları bulunurdu. Mutlaka bunlara ihtiyaç duyar ve göz gezdirirdik.

  Teknolojiye bağımlı hale geldiğimiz son yılları geçmiş zamanlarda ki insanların köle olarak kullanılmasına benzetebiliriz. Sahiplerimiz bu kez zengin insanlar değil teknoloji avcıları oldu. Bu sayede hem üzerimizden para kazanıyorlar hem de bilinçsiz bir toplum olarak yetişmemizi sağlıyorlar. Bu yüzden kendi benliğimizi elde etmek için teknolojinin esiri olmaktan kurtulup kitaplarımızı tozlu raflardan indirmeliyiz.

   Bahsettiğimiz kölelikten kurtulabilmek için kitaplarla olan ilişkimizi teknoloji varken de sürdürebilir miyiz? Bence bu söylediğim olay mümkün hem de oluşturulması çok basit. Aile içinde alınabilecek bir anlaşma gereği günde 1 ya da 2 saat televizyon ve telefonlarımızı kapatarak kitap okuma alışkanlığı elde edebiliriz. Bununla birlikte kitapların yaşamımızın bir parçası haline getirilebilir ve içlerindeki o enfes duyguları tadabiliriz.

   Kitapların içinde ki muhteşem bilgilerin gün ışığına çıkmasıyla birlikte hayatımıza katacakları şüphesiz çok fazla olacak. Bunların farkındalığıyla birlikte teknolojiye fazla zaman harcadığımızın farkına varabileceğiz. Zamanla kitaplar bizim en yakın dost ve sırdaşımız olmaya başlayacak, konuşmalarımızda nezaketlik, hislerimizi rahat bir şekilde ifade etmemizi, duygu karmaşasından daha rahat kurtulabilmemize, elimizin kalem tutmaya başlaması, mutluluğun tam olarak nelerden oluştuğunu, bugüne dek hayatımızda bir takım eksik parçaların tamamlanmasına, insanlara örnek olmamıza vb. bir çok konuda hayatımıza katkı sağladığını fark edeceğiz.

  Kitaplara kendimi kaptırdığım zamandan itibaren kitaba nasıl para ayıracağım diye düşünürken bir anda aklıma bugüne dek harcama yaptığım konular geldi. Bunca şeye para verebiliyorken 10-15 liralık kitaplara para harcayamayacak mıydım? Hayatta önemli bir rol  almama vesile olacak üstadlarımızın kitaplarına vereceğim paralar mı koyacaktı bana? İşte o günden sonra artık kitap konusunda biraz daha hassas bir insan oldum. Şükür ki kitaplarımla birlikte geçirdiğim zamanlardan dolayı hiç pişmanlık duymuyorum. Umarım siz değerli okuyucularımın da bir an evvel raflarda yeni dostlarını bekleyen kitaplara en erken zamanda kavuşması nasip olur.

     Asıl iktidarın kitapta olduğunu gördükten sonra, hükümdarlar da kaleme sarılıp kitap yazmaya başladılar.

        Alfred de Vigny

Hayatınızın her anında yanınızda bulundurabileceğiniz bir dostunuzun olması dileğiyle sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir