RUHUN DİYETİ

İnsandaki güzellik tutkusu olmasaydı şüphesiz ki endüstri bugün ki halinde olmayacaktı. Ürettiğimiz ve tükettiğimiz şeylerin pek çoğu insanoğlunun güzel olma ve güzele sahip olma açlığını gidermeye yöneliktir. İnsanın bu arzusuna hizmet eden sadece giydiklerimiz, kullandığımız kozmetikler ya da iyi dekor edilmiş bir ev değildir üstelik. Üretilen bir arabadan bir ev inşaatına kadar her şeyin detayları ve geliştirilmesi, insanoğlundaki “güzel” tutkusundan kaynaklanıyor. Temel ihtiyaçlarımızı karşılayan şeyleri üretmekle yetinmiyoruz, onları güzelleştiriyoruz. Hem de günden güne artan bir çıtayı baz alarak yapıyoruz bunu. İnsanoğlundaki güzel tutkusu öyle kuvvetli ve dinamik ki, hep bir adım fazlasını istiyor. Buda başlı başına gelişim demek, medeniyetin büyümesi demek. Güzel olma motivasyonu hayatın her alanını kuşatırken önce bireyin bedenini ele geçiriyor. Maddi imkânların ve bedensel güzelleşme araçlarının artması, insanda zaten kuvvetle bulunan bu duygunun tatminini kolaylaştırıyor. Güzelliğin “salonu” açılıyor, diyetisyenler, doktorlar, kimyagerler ve daha nice uzman kafa kafaya verip insan bedenini daha güzel ve genç göstermenin formüllerini üretiyor. Modern insan ise ister istemez kendisini bir güzellik yarışının içinde buluveriyor. Çünkü güzelliğiniz aynı zamanda yaşamınızdaki birçok şeyin belirleyicisi oluyor.  Yapacağınız evliliği, gireceğiniz işi, insanların size bakış açısını. Mesele bu kadar mühim olunca her pazartesi diyete başlangıç günü oluyor, doğal ya da yapay bütün güzelleşme yöntemleri deneniyor. Üstelik günden güne artan bir sayı ile erkeklerde bu yarışın içine giriyor. Hiç ummadığınız koca koca adamları bir kuaför vitrininde pedikür yaptırırken görebiliyorsunuz. Üstelik güzellik arzusunun modern insana mahsus olduğunu söylemekte mümkün görünmüyor. Güzele ulaşma duygusunun itici bir unsur olarak insanlığa katkıda bulunduğu çok açık. Her insan güzeli sever, güzeli ister. İnsan bir yandan güzeli arzularken diğer yandan güzelliğin ulaşıldıkça değerini yitiren, her geçen gün bozulan, çürüyen, toprak olan yanını görür. Evet… Nice güzellikler var olmuş ve ardından yok olmuştur. Öyleyse yaratıcı neden bu geçici değere sevdalı kılar bizi? İnsan neden çürüyüp toprak olacak bedeninin güzelliğine adar kendini? Diyetlerin, kozmetiklerin, operasyonların peşinde koşar? Çürüyüp gidecek bir beden için mi? Yaratıcı, şüphesiz insan benliğindeki hiçbir itici duyguyu boşuna var etmemiştir. Bu duygular ki güzele sahip olmak duygusu da onlardan biridir, insanı geliştirirken aynı zamanda da oyalayarak imtihan eder. Hem gelişimimizin hem imtihanımızın bir parçasıdır güzele kavuşma arzumuz. Güzellik imtihanının sonunda çok az insan, güzelliğin sadece görünür şeylerle sınırlı bir hedef olmadığını anlar. Bu insanlar için artık güzel ve çirkin insanın de? Eri aynıdır. Yine bu insanlar için kötülüğe iyilikle cevap verebilmek çok kolaydır. Böyleleri, sevgilinin bedeni ile ilgilenmez, onlar için “leyla” mecnunun nihai durumundaki anlamı taşır. Çünkü bu insanlar tabiri caizse pazartesi diyetlerine ruhlarını ele alarak başlarlar. Onlar diğerleri gibi bedenlerin güzelliği ile ilgilenmezler. Niyet ederler az yemeye, az gülmeye, az uyumaya, az konuşmaya, az sahip olmaya. Gayret ederler affetmeye, paylaşmaya, kötülüğe rağmen sevgi duymaya, kin tutmamaya, büyüklenmemeye, kıskanmamaya, hor görmemeye. Ruhun diyetinde, kaçınılması gerekenler listesi öyle uzundur ki kişiye, zamana, duruma göre değişir. Nefes aldığınız sürece, aşılması gereken bir yokuşunuz vardır. Öyle, üç beyazdan uzak durmak kadar kolay değildir. Ödül gününüz yoktur. Her daimdir ruhun diyeti… Çokları niyetlenir de bu diyete, azı sürdürebilir. Ancak güzelliğin kaynağından, var edicisinden beslenenler,  O’nu yakinen hissetmiş, kalbi zikri ile mütmain olmuş olanlar başarabilir. Fani dünyadaki bütün güzellikler bize güzelliğin kaynağını kılavuzlayan ipuçlarıdır. Ve diyetlerin en zoru şüphesiz ruha aittir. Hadi, bu pazartesi..! **************** Allah güzeldir, güzelliği sever. (Hadis-i şerif)   Dilek TEMİRHAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir