Sirkler Gerçekten Eğlence Yeri mi ?

 

Sirk; akrobatların, sihirbazların, eğitimli hayvanların(sözde tabi), cambazların gösteri yaptığı gezici alanlardır. Bu eğlence kavramını kime göre neye göre değerlendirdiğimizi hiç düşündük mü? Sirkler bizi gerçekten eğlendiriyor mu?
Bir sirk eğitmeninin filleri nasıl eğittiğine dikkat çekmek istiyorum. Kancayı batır, çığlığı duyduğun an dikkatini çekmişsin demektir. Kendisi de bu taktiği babasından öğrenmiş ve o da başkalarına öğretecek, bu böyle devam edecek. Devam edecek etmesine de nereye kadar? Kimse tepkisini koymayacak mı ya da ne derecede yankı uyandırabilecek?

Şüphesiz ki sirkler çocuklara hayvan sevgisinin aşılanabileceği yerlerden biri. Fakat bu masum hayvanlara yapılanları düşündükçe daha ağır bir fatura çıkıyor önümüze. Onları küçücük kafeslere hapsediyorlar ve özgürlüklerinin önüne geçiyorlar. Halbuki bir aslan ormanda ateş çemberinin içinden mi atlıyor ya da bir fil eteğiyle dansa mı başlıyor? Bu hayvanların kendilerine zarar verilmesinden korktukları için de zincire vuruluyorlar. Ağaç yaş iken eğilir mantığıyla küçücük yavrucakları annelerinden ayırıyorlar. Annesinden ayrıldığı yetmezmiş gibi bir de iple başlanıyorlar ki kaçmasınlar. Ama unutuyorlar onların da oyun zamanı olduğunu. Yerlerinde duramıyorlar. İpler de derilerini kesiyor, yaralar bırakıyor.
Diğer bir konu ise yemek. Çoğu zaman iyi performans göstersin diye aç bırakılıyorlar. Açlık bir yandan susuzluk diğer yandan işin içine hava şartlarını da katarsak acı içinde hayata göz yumuyorlar.
Gelelim show olayına. Siz bir hayvana ‘otur’, ‘kalk’, ‘yat’ deseniz de o sizi anlamaz. Bu sözde eğitmenler nasıl başarıyorlar peki bunu? İnanmayacaksınız ama işkence yapıyorlar. Elektrik şoku, kancalar, sopalar, kırbaçlar ve borular kullandıkları işkence aletlerinden birkaçı. İnsanlardan korktukları için ağzını sürekli kapalı tutanlara da rastlamak mümkün. Hatta daha kolay hükmetmek için ilaçlarla uyuşturuluyor. Daha da ileriye gidilip dişleri bile sökülebiliyor. Bir ayının bayılma numarasını nasıl yapabildiğini hiç aklınızdan geçirdiniz mi? Rahat ayakta durabilsin diye pençeleri yakılıyor. Biz de hiç düşünmeden basıyoruz kahkahayı.
Tüm bunlar sonucunda onların da piskolojileri bozuluyor tabi. Etrafa ve eğitmenlerine zarar verebiliyorlar. Yine suçlu hayvancıklar oluyor ve tekrar cezaya tabii tutuluyorlar. Bu kez ağır bir bedel ödeyerek canlarından bile olabiliyorlar.
Bu kadar acı çekildi, gösterilerle insanlar eğlendirildi. Bunun sonu yok mu? Elbette insanların kendilerince belirledikleri bir son mevcut. Yaşlanan ve artık verimli gösteri yapamayan bir hayvan için farklı seçenekler değerlendiriliyor. Ya ölene kadar daracık bir kafeste yaşayacak ya bir av sahasına malzeme olacak ya da denek olması amacıyla bir laboratuvara satılacak.
Burada bize düşen görev hayvanların dahil olduğu hiçbir gösteriye katılmamak. Sırf katılım olsun diye makul miktarlar sunularak gösteriler düzenlenebiliyor. Ama unutmayalım ki o masumlar bizim ödediğimizden kat kat fazlasını ödeyebiliyorlar. Onların da hayvandan öte birer can taşıdıklarını ve doğal ortamlarında özgürce yaşamayı hak ettiklerini unutmayalım.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir