BUTİMAR – Sessizliğin Kanatları

Son dönemin dikkat çeken yazarlarından Kaan Murat Yanık’ın yeni romanı Butimar geçtiğimiz günlerde görücüye çıktı. Ön siparişe çıkar çıkmaz siparişi verip heyecanla romanın gelmesini beklediğimi itiraf etmeliyim. Yazarın daha önce yayımlanmış Kalküta (şiir) ve Uçurtma Mevsimi (öykü) kitaplarını da beğenerek okumuştum. Yayımlanmadan büyük merak uyandıran kitabı Butimar ise çıktıktan hemen sonra Türkiye’de en çok ilgi gören kitaplar arasında yerini aldı.

Kitap adını pers mitolojisinde efsanevi bir kuş olan Butimar’dan almış. Aynı zamanda romanın ana karakterlerinden birinin de adıdır Butimar. Sadık Hidayet’in Kör Baykuş kitabında da geçen bu kuş efsaneye göre denize aşıktır ve her gün deniz kıyısında kanatlarını açarak sessizce oturup denizi seyreder. Butimar denizin bir gün kuruyacağından korkar ve bu yüzden bir damla bile denizin suyunu içmez. En sonunda da susuzluktan ölür..

Kaan murat Yanık’ın bu roman için taksicilik yaptığını, tinerci olduğunu, dilenci kılığına girdiğini ve çarşafa bürünüp kadın kılığında İstanbul sokaklarında dolaştığını öğrenmem kitaba olan merakımı ve yazara olan hayranlığımı bir kat daha arttırdı. Akıcı bir dile sahip olan ve daha ilk sayfalardan itibaren okuyucuyu kendine çeken roman; toplamda üç ana bölümden oluşuyor. Kitabın ilk bölümünde yanlış yüzyılda yaşadığını düşünen ve dünya ile arasında problemler olan bir psikiyatr var. Öyle ki bu psikiyatr çarşafa bürünüp İstanbul sokaklarında dolaşan, hastalarının hayatlarına müdahil olan, hamam böceğine dönüşme ihtimali olduğuna inanan ve kendi rüyalarını tasarlamaya çalışan biri. Kitabın bu bölümünde yazar günümüz dünyasını psikiyatrın ağzından anlatıyor. Psikiyatrın hayatlarına müdahil olduğu hastalarının ilginç hikayelerine değinerek, ülkemizin yakın tarihindeki 1980 darbesini, Doğu-Batı ve laik-muhafazakar çatışmalarını da tetkik ediyor. Psikiyatr bunların yanında gerçek hayatta hiç görmediği fakat sürekli rüyalarında gördüğü bir kızı arıyor. Muayenehanesine gelen bir hastasının anlattıkları ve psikiyatrın dedesine ait olduğunu söylediği mektuplar, eski fotoğraflar ve antika eşyalar yeni bir gizem yaratıyor.

Kitabın ikinci bölümü ise 20. yüzyılın başlarında Revan (Erivan) şehrinde geçiyor. Rus çarının Osmanlı Devleti’nin zayıflayan otoritesini fırsat bilerek çoğunluğu Müslüman Türklerden oluşan bölgeyi Ortodoks Ermeni  şehrine dönüştürme düşüncesi ile 1915 olaylarının öncesindeki atmosfer betimleniyor. Göçe zorlanan aileler, savaşlar, medresede yaşanan anlaşmazlıklar, cinayetler, aşk, simya ve dahası..

Kaan Murat Yanık, Marquez’in de en önemli öncülerinden biri olduğu büyülü gerçekçilik akımının etkisinde kaleme almış romanını. Zamanda yolculuk yaparak gelecekten geçmişe giden delinin olduğu kısım pek bir keyifliydi ve karakterin okuyucuya selam vermesi de gayet şık bir hareketti.

Son olarak Butimar’ın telif gelirlerinin yarısının yazarın daha önceki kitaplarında da olduğu gibi köy okullarına kütüphane kurulması için kullanılacağı bilgisini veriyor ve en yakın kitapçıdan Butimar’ı edinmenizi tavsiye ediyorum.

“Butimar’la herhangi bir yerde mahsur kalmak isteyeceksiniz.”

Keyifli okumalar..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir