HAYATA DOĞRU SORUYU SORMAK

-Bir Kitabın Düşündürdükleri “İnsanın Anlam Arayışı” Victor Frankl –
Bazen bir kitap hayatınızı değiştirir… Bütün kitaplar bu büyüye sahip değil elbette. Fakat mutlaka onlardan biri olduğuna emin olduğum bir kitap ve düşündürdüklerini paylaşmak istiyorum. Victor Frankl’ın “insanın Anlam Arayışı” kitabı, kutularca antidepresanın ve pahalı terapilerin sağlayamadığı çözümün kılavuzluğunu yapıyor. Aslında uzun yıllar önce okudum bu kitabı. Yaşadıkça, tecrübeler ve sorgulamalar arttıkça Frankl’ın yazdıklarının ne kadar isabetli olduğunu farkediyorum. Frankl adeta kutsal metin ve öğretilerin sunduğu çözümü bir bilim adamı olarak formüle ediyor. Frankl “İnsanın Anlam Arayışı” kitabında, insanların hayata yanlış soruyu sorduklarını ve bu yüzden doğru cevabı bulamadıklarını anlatıyor. Depresyon hastalarının “Hayatın anlamı nedir?” sorusunu sıklıkla sordukları bilinir. Bu sorunun ardından cevap aranır, yaşamak denilen iş içinde yapılanlar sıralanır. Yemek, uyumak, kazanmak, çalışmak, haz peşinde koşmak.. Depresyon öyle bir tüneldir ki ona girdiğiniz vakit bu saydığınız eylemlerden hiç biri size tünelin çıkış yolunu gösteremez. Bilinciniz değilse de bilinçaltınız var olma sebebinizin bunlar olmadığını haykırır. Aslında depresyon bir yönü ile sizi anlamınızla tanışmaya iten bir dost gibidir. Modern psikiyatri, depresyonun yarattığı bu ızdıraplı tünel yolculuğundan kaynaklanan semptomları gidermek için sizi uyutacak, daha fazla yemenizi ve hayatın hazlarına odaklanmanızı sağlayacak ilaçlara yönlendirir. Oysa sizin ihtiyacınız ızdırabınızdan uzaklaşmak değildir, tam tersine yapmanız gereken onunla büsbütün yüzleşmeniz, hem hal olmanızdır. Elbette çeşitli terapi metodları ile bu yapılmaya çalışılır. Fakat kişi ızdırabı ile yüzleşirken doğru soruyu soramıyorsa doğru cevabı da bulamayacaktır. Aslına bakılırsa bütün insanların bir derdi, ızdırabı, kördüğümü vardır. Kimileri bunlarla yaşamayı başarırken kimileri başaramaz. Başaramayanlar hayatlarında anlam bulamayanlardır. Ve bu grubun belki de tek çoklu yolu doğru soruyu sormaktır. Peki insan neden “Hayatın benim için anlamı nedir? ” sorusunu sormaya bu kadar yatkın? Çünkü hepimiz bencil varlıklarız, sanki bütün evren kendimiz için var edilmiş gibi davranıyor ve hissediyoruz. Bu bakış açısına sahip olunca, yani her şey bizim için var olunca, hayattan daha fazla şey almanın peşine düşüyoruz. Hayatın bize verdikleri anlamını yitirince bu soruyla karşılaşıyoruz… Evet, sırada ne var? Ey hayat ne sunacaksın bana? Bazen de beğenmiyoruz sunduklarını… Acıları, imtihanları, kayıpları, terkedişleri, başarısızlıkları… Ve eskisi gibi sevmez oluyoruz bizim için var olan o hayatı… Oysa doğru soru şu olmalı. “Benim, hayat için anlamım ne?” Bu soru evrendeki konumumuzu temelinden değiştiriyor. Her şeyin kendisi için var olduğuna inanan varlık gidiyor, yerine yaratılmış her şeyle birlikte bir görev icra eden ve bir amaca doğru ilerleyen bilinçli bir varlık geliyor. Evet benim hayat için anlamım ne? insan dışında var olan her şey kurulmuş biçimde bir amaca hizmet ederken ben, insan, yaratılmışların en muhteşemi… Neden varım? Hangi amaç için var edildim? Bu soruyu sorduktan sonra, ayağını uzatıp hayatın nimetlerini beklemekten vazgeçiyor insan. Kendisini bir amaca, bir davaya adıyor. Kimi Afrika’daki açlara ,kimi kimsesiz çocuklara hizmete, kimi yaşlı anne babasının bakımına, kimi insanlığı daha iyi ve güzele yönlendirmek için eğitimciliğe, kimi bilim adamlığına, kimi politikacılığa, kimi anneliğe, kimi bir başka şeye…Ama hepsi değerli bir amacın hizmetçisi olmaya adıyor varlıklarını. Ve bitiyor depresyon. Çünkü biz “adanmak” için var edilmişiz. Değerli bir amacın hizmetçisi olmak için. Küçültücü gelmesin bu ifadeler. İnsanın varlığı ancak bir amaca hizmet ettiğinde yani “hayat için bir şey ifade ettiğinde” değerli. İşte, yaratıcı bu insanı yeryüzünün halifesi kılıyor. Bütün varlıkları hizmetine veriyor. Ne zaman ki insan kendisini nimetlerden faydalanmak için var edilmiş sıradan bir canlı olarak algılarsa yani öyle yaşarsa, yani kendi var oluş amacını unutursa ” Hayatın anlamı ne?” sorusunu soruyor. Sonrasında açıklanamaz mutsuzluklar geliyor, hiçbir şey eskisi gibi zevk vermiyor, uyku ilaçları kar etmiyor. Sen eşrefi mahlukatsın. Değerli amaçlara adanmak için varsın. Evet, bencilliğin bunun önünde engel. Ama onu yenecek vicdan akıl ve bilgi sana verilmiş. Değerli amacına giderken geçireceğin yolculukta her şey sana hizmet için var. Ve hiçbir durumda mutsuzluk yok. Çünkü sen, sonsuzluğa adaysın. Tünelin sonunda… Sonsuzluk var. Okunması dileğiyle, “İnsanın Anlam Arayışı” nın düşündürdükleri…  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir